Kök
جرم
Kur'an'da 66 yerde, 65 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir grup engellenince öfke kabarıyor; biri vurun diye kışkırtıyor. Bu kök, böyle duyguların insanı bilerek sınırı aştırmasını anlatır; kişi buna alışırsa ayetleri küçümser, başkalarını da yanlışa çeker. Sonu kesindir: dünyada ibretlik darbeler, ahirette ayrılıp tanınırlar.
Türkçedeki izi
- cürüm
- Cürüm, bu kökten gelir; işlenen suç, taşkınlık demek.
- mücrim
- Mücrim, bu kökten; bile isteye sınırı aşan kişi.
Müfessir diliyle
Bilinen hududu kasden aşan ve bu aşımı başkalarına da işletip, kaçınılmaz akıbeti üstlenmek.
Fiilde kök, bir etkenin kişiyi taşkınlığa/adaletsizliğe sevketmesini bildirir (5:2; 5:8; 11:89). İsm-i fâilde, ayetleri bile isteye reddedip büyüklük taslayan ve düzen kuran kesimin adı olur; karşılığı geri çevrilmeyen bir darbedir (7:40; 6:123; 6:124; 6:147; 12:110).
Somuttan soyuta
Duygusal itkiyle adaleti bozma fiilinden (5:2; 5:8; 11:89), bu eğilimi şahıs adı yapan kalıcı vasfa (مجرم) geçer (7:40; 6:123). Sonra “لا جَرَمَ” kalıbında kesin hüküm bildiren edaya dönüşür (11:22; 16:109).
Anlam alanları · 6
Sevk ve taşkınlığa itme (fiil anlamı)
Kin veya çekişme gibi duyguların kişiyi sınırı aşmaya yahut adaletsizliğe sürüklemesi.
Ayetlere karşı bilinçli direnç
Hakikatin delillerini yalanlama ve kibirle uzak durma temel vasıftır; başarıya ermezler.
Saptırıcı önderlik ve düzen kurma
Yerleşik odaklar başkalarını da yanlışa çeker, tuzak kurar; sonuç kendilerine döner.
Kesinleşmiş karşılık: dünyada ibret, ahirette kaçınılmaz darbe
Karşılık ertelenmez ve geri çevrilmez; tarihî yıkımlar ve mahşerî yakalanış buna delildir.
Mahşerde ayrışma ve damgalanma
Ayrı safa çekilir, simalarından tanınırlar; korku ve pişmanlık hâkimdir.
“La jarama” kalıbı: kesilmiş, kesin hüküm
Tartışmasız bir gerçeğin bildirildiği, bağlayıcı sonuç ilanı.
Biçimlerin kullanımı
- مُجْرِم
- Hududu bilerek aşmayı yerleşik tavır hâline getiren kişi/topluluk.
- أَجْرَمُ
- Kasdî aşımı gerçekleştirmek; sonucu doğuran işi yapmak.
- جَرَم
- “لا جَرَمَ” kalıbında tartışmasız kesinlik bildiren eda.
- يَجْرِمَ
- Bir etkenin kişiyi haktan saptırıp taşkınlığa sevketmesi.
- إِجْرَام
- Kasdî aşımın payı/üstlenilen sonuç; yapılanın toplamı.
Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 41'i açıklandı (%67) · toplam 65 ayetten dengeli örnek
Kök çok sayıda bağlamda geçer ve fiil, isim ve kalıp kullanımlar tutarlı bir çekirdeğe birleşir.
Açık soru: “لا جَرَمَ”nın edatlaşması idiomatik olabilir; kökle bağı hüküm kesinliği üzerinden okunmaktadır.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 17
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 5:2Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescidi Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindirيَجرِمَنَّكُم
- 5:8Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardırيَجرِمَنَّكُم
- 6:55Suçluların tuttuğu yol açığa çıksın diye, âyetleri işte böyle genişçe açıklıyoruzٱلمُجرِمِينَ
- 6:123Böylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlarمُجرِمِيهَا
- 6:124Onlara bir âyet geldiği zaman: "Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz" derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektirأَجرَمُواْ
- 6:147Eğer seni yalanladılarsa, de ki: "Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı da suçlu toplumdan geri çevrilmezٱلمُجرِمِينَ
- 7:40Bizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırızٱلمُجرِمِينَ
- 7:84Ve üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl olduٱلمُجرِمِينَ
- 7:133Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inad edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldularمُّجرِمِينَ
- 8:8Ki, hakkın hak olduğunu tanıtsın ve batılı büsbütün yok etsin, varsın o günahkârlar istemesinٱلمُجرِمُونَ
- 9:66Boşuna özür dilemeyin, iman ettik dedikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek bile bir kısmını suçlarında ısrar ettikleri için azabımıza uğratacağızمُجرِمِينَ
- 10:13Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir çok kavmini, peygamberleri kendilerine bir çok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri için helak ettik. İşte günahkârlar topluluğunu biz böyle cezalandırırızٱلمُجرِمِينَ
- 10:17Artık bir yalanı Allah'a iftira eden veya O'nun âyetlerini inkar edenden daha zalim kim olabilir? Hiç şüphesiz o mücrimler iflah olmayacaklarٱلمُجرِمُونَ
- 10:50De ki: "O'nun azabı size geceleyin uykuda veya güpe gündüz gelecek olsa, ne dersiniz? Günahkârların onu alelacele istemeleri için ne sebep vardırٱلمُجرِمُونَ
- 10:75Sonra bunların arkasından Musa ile Harun'u âyetlerimizle Firavun'a ve cemaatine gönderdik. İman etmeyi kibirlerine yediremediler ve günahkâr bir kavim oldularمُّجرِمِينَ
- 10:82Allah, hakkın hak ve gerçek olduğunu kelimeleriyle ispat eder, günahkârların hoşuna gitmese deٱلمُجرِمُونَ
- 11:22Kesinlikle bunlar ahirette de en ziyade hüsrana uğrayacak olanlardırجَرَمَ
- 11:35Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Eğer uydurdumsa vebali benim boynumadır. Bense sizin yüklendiğiniz vebalden uzağımإِجرَامِي
- 11:52Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyinمُجرِمِينَ
- 11:89Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelen musibetler gibi bir musibete uğratmasın. Lut kavmi de sizden uzak değildirيَجرِمَنَّكُم
- 11:116Sizden önceki devirlerden bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu. Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldularمُجرِمِينَ
- 12:110Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemezٱلمُجرِمِينَ
- 14:49O gün, suçluların zincire vurulmuş olduğunu görürsünٱلمُجرِمِينَ
- 15:12Biz o küfrü suçluların kalbine işte böyle sokarızٱلمُجرِمِينَ
- 15:58Melekler şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavmi cezalandırmak için gönderildikمُّجرِمِينَ
- 16:23Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmezجَرَمَ
- 16:62Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardırجَرَمَ
- 16:109Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridirجَرَمَ
- 18:49O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuştur. Ey Muhammed! Günahkârların, amel defterlerinden korkarak: "Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş" dediklerini görürsün. Onlar, bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmezٱلمُجرِمِينَ
- 18:53Günahkârlar ateşi görmüşler de artık ona düşeceklerini anlamışlardır. Fakat ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlarٱلمُجرِمُونَ
Bu kök 65 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.