Kök

كبر

Kur'an'da 161 yerde, 153 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Önüne küçükten büyüğe dizilmiş taşları koy. Sonra yaşın ilerlemesini ve bazı işlerin göğse ağır basmasını düşün. Kur’an’da bu kök önce ölçüyü ve artışı, sonra benliğin kabarıp boyun eğmemesini anlatır; en yüce paye ise yalnız Allah’ındır ve tekbirle anılır.

Türkçedeki izi

kibir
Kendini üstün görme anlamı aynıdır.
tekbir
Allah’ı en yüce diye anmak, kökteki en üst paye.
kibar
Türkçede nazik demek; aslı büyükler anlamındadır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileعظم(azamet, muazzam)

    Azm daha çok heybet ve ağırlığı anlatır. Kbr ise buna ek olarak benliğin kabarıp emre eğilmemesini de anlatır. Kısacası Azm heybeti, Kbr şişmeyi de anlatır.

    • 7:146Burada kibirli duruş ve boyun eğmeme anlatılır.
    • 2:255Burada heybet ve büyüklük övülür, kibir yok.
  • bu kökileفوز(fevz, Fevzi)

    Fwz ulaşılmış sonuç, kazanımdır. Kbr ise ya büyüklük derecesini ya da kibirli tavrı anlatır. Kısacası Fwz sonuçtur, Kbr niteliktir.

    • 21:103Burada en büyük korku, derece anlatılır.
    • 5:119Burada kazanılmış sonuç olarak büyük kurtuluş anlatılır.
  • bu kökileاجر(ücret, ecir)

    Ajr emeğin karşılığıdır. Kbr sadece bunun ne kadar büyük olduğuna dair niteleme katar. Kısacası Ajr karşılıktır, Kbr büyüklüğünü söyler.

    • 43:48Burada bir şeyin diğerinden daha büyük oluşu anlatılır.
    • 4:74Burada verilen karşılık ve mükafat asıldır.

Müfessir diliyle

Ölçü ve etki bakımından kabarma; özellikle benliğin kendini yukarı kurup boyun eğmeyi reddeden şişmesi.

Nazâir, kökün iki ana damarını gösterir: ölçek/ağırlık ve benlikte şişme. Ölçek damarı, kıyas ve derecelendirmede işler (2:217; 10:61; 43:48; 54:53), yaşça ilerlemeyi de kapsar (2:266; 4:6; 15:54). Benlik damarı, emre/âyete tenezzül etmeme ve yüz çevirme olarak görünür (2:34; 7:40; 7:146; 40:60). “Kibriyâ” en-üst payedir ve Allah’a mahsustur (45:37; 22:62; 13:9); “tekbir” bu payeyi dillendirmedir (2:185; 22:37).

Somuttan soyuta

Somut ölçek ve hacimden (21:58; 54:53), yaşın ilerlemesine (2:266; 4:6) ve işlerin ağırlığına (2:45; 10:71), oradan da benliğin üstünlük iddiasına (2:34; 7:146) ve yalnız Allah’a mahsus en-üst payeye (45:37; 22:62) yükselen bir seyir izler.

Kardeş köklerden farkı

  • عظمile farkı

    ‘عظم’ daha çok bir şeyin heybet ve ağırlık bakımından muazzam oluşunu bildirir; ‘kbr’ ise buna ek olarak benlikte üstünlük iddiası ve tenezzül etmeme (istikbâr) boyutunu taşır.

  • فوزile farkı

    ‘فوز’ ulaşılmış sonuçtur: selâmet ve kazanım; ‘kbr’ ise ölçekte artış/öncelik veya kibirli duruşu anlatır, sonuç değil vasıf/kıyas bildirir.

  • اجرile farkı

    ‘أجر’ emeğin karşılığıdır; ‘kbr’ burada sadece derecelendirici bir niteleyicidir ve başlı başına karşılık türünü değil, onun büyüklük/etki düzeyini ifade eder.

Anlam alanları · 5

  1. Ölçek ve kıyas

    Küçük-büyük karşıtlığı, kıyas ve derecelendirme; etki ve önem bakımından artış.

  2. Yaş ve olgunlaşma

    Biyolojik ilerleme/ilerleyiş; insanın ömürce büyümesi.

  3. Ağırlık ve meşakkat

    Bir işin göğse ağır basması, katlanılması güç gelmesi.

  4. Üstten bakma ve tenezzül etmeme (istikbâr)

    Kendini yukarı kurup âyete/emre boyun eğmemek; haksız yükselme iddiası.

  5. En-üst paye Allah’a ve tekbir

    ‘Kibriyâ’ sadece Allah’a aittir; kulun görevi O’nu en-üstte anmaktır (tekbir).

Biçimlerin kullanımı

ٱسْتَكْبَرَ
Kendini yukarı sayıp âyete/emre tenezzül etmemek, yüz çevirmek.
كَبُرَ
Artmak, serpilmek; ‘على’ ile: ağır gelmek, zor gelmek.
كَبِير
Ölçek, etki veya rütbede ileri; kimi bağlamda ‘baş/önder’.
أَكْبَر
Kıyasla en ileri etki/önem; daha baskın olan.
كِبْرِيَآء
En-üst paye ve üstün hükümranlık; yalnız Allah’a nispet edilir.
كَبِّرْ
Allah’ı en-üstte ilan etmek; O’nu tekbir etmek.

Güven: Güçlü · incelenen 66 ayetin 23'i açıklandı (%35) · toplam 153 ayetten dengeli örnek

Kökün birçok biçimi ve geniş nazâir ağı, hem somut hem ahlakî boyutu tutarlı biçimde göstermektedir.

Açık soru: 12:31’deki ‘أَكْبَرْنَهُ’ duyusal hayranlık ve büyütüp yüceltme tepkisi arasında yer alır; nüansı bağlam belirliyor.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

57 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:34'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 118Medenî · 35
isim · 55fiil · 55sıfat · 51

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 71

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

أَكبَرُ16كَبِيرٗا15كَبِيرٞ7يَستَكبِرُونَ7ٱستَكبَرُواْ7ٱلكَبِيرُ7كَبُرَ5فَٱستَكبَرُواْ5وَٱستَكبَرُواْ4ٱستَكبَرُوٓاْ4وَٱستَكبَرَ3ٱلكِبَرُ3تَستَكبِرُونَ3ٱلمُتَكَبِّرِينَ3ٱلكُبرَىٰ3كَبِيرًا2أَكبَرَ2ٱلأَكبَرِ2ٱلكِبرِيَآءُ2كَبِيرُهُم2ٱلكِبَرِ2مُّستَكبِرُونَ2لَكَبِيرُكُمُ2مُستَكبِرٗا2ٱستِكبَارٗا2مُتَكَبِّرٖ2كَبَـٰٓئِرَ2ٱلكُبرَىٰٓ2لَكَبِيرَةٌ1ٱستَكبَرتُم1لَكَبِيرَةً1وَلِتُكَبِّرُواْ1يَكبَرُواْ1كَبَآئِرَ1وَيَستَكبِر1أَكَٰبِرَ1تَتَكَبَّرَ1يَتَكَبَّرُونَ1كَبِيرَةٗ1كَبِيرٍ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:34Ve o zaman meleklere: "Âdem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan olduوَٱستَكبَرَ
  2. 2:45Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelirلَكَبِيرَةٌ
  3. 2:87Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misinizٱستَكبَرتُم
  4. 2:143Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidirلَكَبِيرَةً
  5. 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizوَلِتُكَبِّرُواْ
  6. 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırكَبِيرٞ
  7. 2:219Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüzكَبِيرٞ
  8. 2:266Hiç biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük, zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüzٱلكِبَرُ
  9. 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirكَبِيرًا
  10. 3:40Zekeriyya: "Ey Rabbim, benim nasıl oğlum olabilir? Bana ihtiyarlık gelip çattı, karım ise kısırdır." dedi. Allah: "Öyledir, fakat Allah dilediğini yapar." buyurduٱلكِبَرُ
  11. 3:118Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladıkأَكبَرُ
  12. 4:2Öksüzlere mallarını verin ve kötüsünü (onlara vererek) iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıştırıp yemeyin. Zira bu, büyük bir günahtırكَبِيرٗا
  13. 4:6Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeterيَكبَرُواْ
  14. 4:31Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi güzel bir makama koyarızكَبَآئِرَ
  15. 4:34Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktürكَبِيرٗا
  16. 4:153Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdikأَكبَرَ
  17. 4:172Hiçbir zaman Mesih de Allah'ın bir kulu olmaktan çekinmez, Allah'a yakın melekler de. Kim O'na kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O, onların hepsini huzuruna toplayacaktırوَيَستَكبِر
  18. 4:173İnanıp güzel işler yapanlara gelince, onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah'a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar Allah'dan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardırوَٱستَكبَرُواْ
  19. 5:82İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlarيَستَكبِرُونَ
  20. 6:19De ki: "Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?". De ki: "Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah'la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?" De ki: "Ben buna şahitlik etmem". "O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım"deأَكبَرُ
  21. 6:35Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olmaكَبُرَ
  22. 6:78Güneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur, bu hepsinden büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağımأَكبَرُ
  23. 6:93Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve: " Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah'a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O'nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derlerتَستَكبِرُونَ
  24. 6:123Böylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlarأَكَٰبِرَ
  25. 7:13(Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansınتَتَكَبَّرَ
  26. 7:36Kim de âyetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardırوَٱستَكبَرُواْ
  27. 7:40Bizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırızوَٱستَكبَرُواْ
  28. 7:48A'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadıتَستَكبِرُونَ
  29. 7:75Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: "Siz, dediler, Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dedilerٱستَكبَرُواْ
  30. 7:76Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!" dedilerٱستَكبَرُوٓاْ

Bu kök 153 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.