Kök
ظهر
Kur'an'da 59 yerde, 57 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir gemi denizin üstünde durur. Bir hayvanın sırtına binersin. Bu kök önce sırt ve dış yüz demek. Oradan açık olanla gizli olanı ayırır. Sonra üste çıkmak, öne geçmek anlamını alır. En sonda da birine arka olup onu öne taşımayı anlatır.
Türkçedeki izi
- zahir
- Açık, görünen demektir; kökün ‘dış’ anlamını taşır.
- zuhur etmek
- Ortaya çıkmak demektir; ‘görünür olmak’ yönünü yansıtır.
- mazhar olmak
- Bir şeye erişmek; aslında ‘görünür kılınan yer’ kökünden.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileنصر(yardım, ensar)
nSr doğrudan imdat ve kurtarmadır. zhr birini öne çıkarmak ya da birine arka durmaktır. Kısacası nSr yardım, zhr konum ve görünürlük.
bu kökileشرك(şirk, müşrik)
Şirk ortaklıktır. zhr’deki zahir ise paydaş değil arka olandır. Kısacası şirk ortaklık, zhr arkalık ve görünürlük.
bu kökileعون(muavin, teavün)
‘Awn genel yardımlaşmadır. zhr görünür etmek ya da birine arka olup saf tutmaktır. Kısacası ‘awn yardımlaşma, zhr arka durup öne çıkarma.
Müfessir diliyle
Sırt ve dış yüz: üstüne çıkmak, görünür kılmak, öne geçirmek; birine arka olup onu üstün kılmak.
Kök, önce somut sırt/üst yüzeyi ve onun üzerinde taşımayı belirtir (35:45; 42:33; 43:13; 9:35; 94:3). Oradan ‘dış/apaçık’ ile ‘iç/gizli’ karşıtlığına açılır (6:120; 30:7; 31:20; 57:3; 57:13), ardından ‘üst olmak/üstüne çıkmak’ ve ‘öne çıkarmak’ anlamlarına yürür (9:8; 18:20; 61:14; 9:33; 48:28). Aynı çekirdekten “arka çıkma, birlikte hareket etme” manası doğar (2:85; 9:4; 33:26; 66:4; 34:22).
Somuttan soyuta
Gözle görülen sırt/yüzey ve onun üstüne binmekten (43:13; 42:33) ‘dış/apaçık’ olana (6:120; 30:7), oradan ‘üst olan/üstün gelen’e (18:20; 61:14) ve nihayet birini ‘arka yaparak’ öne çıkarmaya (2:85; 66:4; 34:22) yükselir. Zıhar ve öğle vaktinin adı da bu ‘üst/dış’ eksenine bağlıdır (33:4; 58:2; 24:58).
Kardeş köklerden farkı
نصرile farkı
nSr, doğrudan imdat ve zafer vermeyi adlandırır; zhr ise konum ve görünürlük ekseninde ‘üst olma/üstün kılma’yı, yahut ‘arka olma’yı ifade eder. Ẓāhirīn bir hâl (üst konum) bildirir (61:14); ‘lâ yunsarûn’ ise kurtarılmamanın adıdır (2:48).
شركile farkı
Şirk, yetki/mülkiyette paydaşlıktır; zhr’deki ẓahîr ise paydaş değil ‘arka’ konumundadır. 34:22’de mülkiyet, pay ve arkalık ayrı ayrı reddedilir; 6:94’te sanılan paydaşlar boşa çıkar.
عونile farkı
‘Awn, genel yardım/istimdat ve birlikte iş görmeyi anlatır (1:5; 5:2). zhr ise birine ‘arka’ olup birine karşı hizalanmayı (2:85; 66:4) ve bir şeyi ‘öne çıkarıp görünür kılmayı’ (66:3) vurgular.
Anlam alanları · 5
Sırt ve yüzey
Canlıların ve nesnelerin arka/üst yüzü; üzerine binmek/taşımak ve darbelerin değdiği kısım.
Arkaya atma/geride bırakma
Bir şeyi ‘sırtın arkasına’ atmak; önemsemeyip terk etmek.
Dışlık ve görünür olan
‘Dış/apaçık’ ile ‘iç/gizli’ karşıtlığı; görünen kısmın adı.
Üst olmak ve öne çıkarmak
‘Üste çıkmak/üstün gelmek’ ve bir şeyi ‘öne çıkarıp hâkim kılmak’.
Arka çıkma ve hizalanma
Birine ‘arka’ olup onun safında birleşmek; aleyhte toplanmak.
Biçimlerin kullanımı
- ظَهْر
- Sırt/dış yüz; ‘وراء ظهور’ geride bırakma, ‘على ظهور’ üzerine binme/taşıma.
- ظَهَرَ
- Görünmek/öne çıkmak; ‘على’ ile üstün gelmek veya üstüne çıkmak.
- أَظْهَرَ
- Açığa çıkarmak, görünür kılmak; öne geçirmek/hâkim kılmak; haberdar etmek.
- ظَهِير
- Arka çıkan, dayak; birinin yanında saf tutan kimse.
Güven: Güçlü · incelenen 57 ayetin 43'i açıklandı (%75)
Ayetler, somuttan soyuta geniş ve tutarlı bir ‘sırt/dış/üst-görünür/üstün’ ekseni kuruyor.
Açık soru: 13:33 ve 24:31’deki deyimsel kullanımlar (‘بظاهر من القول’; ‘لم يظهروا على عورات النساء’) bağlama göre bilişsel erişimi de ima edebilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 40
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirتَظَٰهَرُونَ
- 2:101Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılarظُهُورِهِم
- 2:189Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresinizظُهُورِهَا
- 3:187Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemiyeceksiniz." diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdürظُهُورِهِم
- 6:31Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: "Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!" Bakın yüklendikleri günah ne kötüdürظُهُورِهِم
- 6:94Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştirظُهُورِكُم
- 6:120Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekeceklerظَٰهِرَ
- 6:138Zanlarınca dediler ki: "Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktırظُهُورُهَا
- 6:146Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenlerizظُهُورُهُمَآ
- 6:151De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emrettiظَهَرَ
- 7:33De ki: "Rabbim, sadece fuhşiyatı, onun açık ve gizli olanını, günahları, haksız yere isyanı, haklarında hiç bir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi yasaklamıştırظَهَرَ
- 7:172Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediği vakit, "pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz" dediler. (Bunu) kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz diye (yapmıştık)ظُهُورِهِم
- 9:4Ancak kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size olan ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar bunun dışındadır. Siz de onlarla olan antlaşmanızın hükümlerine antlaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah müttakileri severيُظَٰهِرُواْ
- 9:8Onlarla nasıl sözleşme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antlaşma gözetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hoşnud etmeye çalışırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların çoğu fasıktırlarيَظهَرُواْ
- 9:33O öyle bir Allah'dır ki, Resulünü hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir. Müşrikler hoşlanmasalar daلِيُظهِرَهُ
- 9:35O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): "İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" denilecekوَظُهُورُهُم
- 9:48Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktıوَظَهَرَ
- 11:92Şu'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalarım size Allah'dan daha mı değerli ki, Allah'a sırt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptıklarınızı çepeçevre kuşatmıştırظِهرِيًّا
- 13:33Bütün kazandıklarıyla her bir nefsin üzerinde böylesine hükümran olan başka kim vardır? Böyle iken tuttular da Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Onlara isimler verip durun bakalım. Siz O'na yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Yoksa anlamı olmayan kuru bir laf mı? Doğrusu küfre sapanlara kendi oyunları güzel gösterildi de yoldan saptırıldılar. Allah her kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek kimse yokturبِظَٰهِرٖ
- 17:88Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdirظَهِيرٗا
- 18:20Çünkü şehir halkı, sizi ellerine geçirirlerse muhakkak sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman siz dünyada da ahirette de asla kurtuluşa eremezsinizيَظهَرُواْ
- 18:22Ashabı Kehf'in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Diğer bazıları da "Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir " diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de:) "Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir." Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sormaظَٰهِرٗا
- 18:97Artık Ye'cuc ve Me'cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildilerيَظهَرُوهُ
- 21:39Bu kâfirler ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı, bir bilselerظُهُورِهِم
- 24:31Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresinizظَهَرَ
- 24:58Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz erginlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar mahrem halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için, ne de onlar için bir mahzur yoktur. (Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz.) İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklar. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidirٱلظَّهِيرَةِ
- 25:55(Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı olan kimse Rabbine karşı uğraşıp durmaktadırظَهِيرٗا
- 28:17Musa, "Rabbim! Bana lutfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara asla arka olmayacağım" dediظَهِيرٗا
- 28:48Fakat onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince, "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler. Peki daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir" demişler ve şunu söylemişlerdi: "Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruzتَظَٰهَرَا
- 28:86Sen, bu kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kâfirlere arka çıkmaظَهِيرٗا
Bu kök 57 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.