Kök
نصر
Kur'an'da 158 yerde, 137 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir meydanda iki grup çarpışıyor. Birinin arkasında duran var ve o grup toparlanıp kazanıyor. Kur'an'da nasr, çekişmede birinin arkasında durup onu öne geçirmek demek. Bazen Allah böyle zafer verir. Bazen insanlar hak bir davaya omuz verir. Zulme uğrayan da kendini haklı karşılıkla savunur. Zalimler ve putlar için böyle destek yok.
Türkçedeki izi
- Nusret
- Yardım ve zafer anlamı, kökün temel fikrini taşır.
- Ensar
- Yardım edenler demek; kökten türeyen çoğul bir ad.
- Nasir
- Yardımcı demek; kökten gelen erkek adı.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileعون(muavin, iâne)
Awn genel destek ve çoğu kez istekle gelir. Nasr ise çekişmede taraf olup üstün çıkarır. Kısacası awn destek, nasr üstün kılma.
bu kökileايد(teyit, müeyyide)
Ta'yid güç verip donatmaktır. Nasr bu güçle sonuç alınca ortaya çıkan üstün gelmedir. Kısacası ta'yid güçlendirme, nasr öne geçirme.
bu kökileفاي()
Fi'ah savaşçı topluluk demek. Nasr bu topluluğu arkalayıp galip kılma fiilidir. Kısacası fi'ah birlik, nasr o birliği galip kılma.
Müfessir diliyle
Düşmana karşı bir tarafı arkasında durarak korumak ve galip kılmak.
Siyakta kök, iki taraflı çatışmada birini öne çıkarma ve himaye etme fiilini taşır; bu, özellikle ilahî müdahale ile gerçekleşir (3:160, 3:126, 48:3). İnsanlar arası düzlemde de bir davaya omuz verme ve o davayı Allah’a iliştirme şeklinde görünür (3:52, 8:72). Zalimler ve inkârcılar için bunun büsbütün kesildiği vurgulanır (2:48, 22:71, 33:65).
Somuttan soyuta
Önce somut çatışmada galebe ve kurtarma olarak belirir (2:214, 21:77), sonra hukuki/ahlaki intibah ve hak alma boyutuna genişler: mazlumun velisinin ‘mansur’ oluşu (17:33) ve ‘intisar’la kendini savunma (42:41, 26:227).
Kardeş köklerden farkı
عونile farkı
‘Awn genel destek/kolaylaştırma ve çoğu kez talep makamındadır (2:153), ‘nasr’ ise hasma karşı tarafı üstün kılan fiilî arkalamadır (3:160, 48:3).
ايدile farkı
‘Ta’yîd’ takviye ve teçhizle güçlendirmektir; çoğu kez unsur ve kuvvetlerle destek sağlama anlamında gelir (9:40, 8:62). ‘Nasr’ bu takviyenin hasıl ettiği galebe ve korumadır (3:126, 12:110).
فايile farkı
‘Fi’ah’ savaşçı grup/cephedir; eylemin faili olan topluluğu adlandırır (3:13). ‘Nasr’ bu grubun gerçekleştirdiği arkalama ve galip kılma fiilidir (28:81).
Anlam alanları · 5
İlahî galebe ve gözetim
Allah’ın müdahalesiyle müminlerin öne geçirilişi; ‘nasr’ın kaynağı ‘ind’ullah’tır ve yakın olarak tasvir edilir.
Beşerî arkalama ve taraf tutma
İnsanların bir davayı omuzlaması; ‘Men ansarî ilâllah’ çağrısı ve hicret-cihad bağlamında karşılıklı sahipleniş.
İntisar: Haksızlığa karşı karşılık
Zulmün ardından meşru karşılık verme/öc alma ve kendi lehine savunma.
Kurtarıcısız kalışın vurgusu
Kıyamet ve azap anlarında zalimlerin hiçbir ‘nasir’ bulamayacağı; ilahî korumadan dışlanma.
Putların ve bâtıl dayanakların aczi
Sahte mâbudların ne başkalarını ne kendilerini kollayamayışı.
Biçimlerin kullanımı
- نَصَرَ
- Bir tarafı gözetip onu rakibi karşısında üstün kıldı; pasifte ‘arkalanmadılar’.
- نَصْر
- Arkalama ve galip kılma fiilinin kendisi; çoğu kez ‘nasrullâh’ olarak gelir.
- نَاصِر
- Arkalayan/koruyan fail; Allah için de, insan için de kullanılır.
- نَصِير
- Sürekli/kuvvetli koruyucu-sahip çıkan nitelik; ‘kefâ billâhi nasîrâ’.
- ٱنتَصَرَ
- Kendi lehine karşılık verdi, hakkını aldı; öz-savunma/öç.
- مَنصُور
- Arkalanmış, himaye görmüş; galip kılınmış taraf/kişi.
Güven: Güçlü · incelenen 64 ayetin 17'i açıklandı (%27) · toplam 137 ayetten dengeli örnek
Kökün çok sayıda ve farklı bağlamlardaki kullanımları, nazâir arasında tutarlı bir çekirdek veriyor.
Açık soru: ‘Nasrânî’ özel isim olarak mezhep/topluluk adıdır; kökün çekirdek anlamını doğrudan belirlemez (2:62, 5:51).
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 92
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:48Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmazيُنصَرُونَ
- 2:62Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdirوَٱلنَّصَٰرَىٰ
- 2:86Bunlar ahireti, dünya hayatına satmış kimselerdir. Onun için bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardım da gelmezيُنصَرُونَ
- 2:107Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur. Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardırنَصِيرٍ
- 2:111Bir de "yahudi ve hıristiyanlardan başkası asla cennete giremeyecek" dediler. Bu onların kendi kuruntularıdır. Sen de onlara de ki; "Eğer doğru iseniz, haydi bakalım getirin deliliniziنَصَٰرَىٰ
- 2:113Yahudiler dediler ki, "Hıristiyanlar birşey üzerinde değiller", Hristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Hiçbir bilgisi olmayanlar da öyle onların dedikleri gibi dediler. İşte bundan dolayı Allah, ihtilafa düştükleri bu gibi şeylerde, kıyamet günü aralarında hüküm verecektirٱلنَّصَٰرَىٰ
- 2:120Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcıٱلنَّصَٰرَىٰ
- 2:123Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse, kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona şefaat de fayda vermez, hiçbir taraftan yardım da görmezlerيُنصَرُونَ
- 2:135Bir de: "yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız." dediler. Sen onlara de ki: "Hayır! Hanif olarak hakka tapan İbrahim'in dinine (uyarız) ki, o hiçbir zaman müşriklerden olmadıنَصَٰرَىٰ
- 2:140Yoksa siz, İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakup da ve torunları da hep yahudi ve hıristiyan idiler mi demek istiyorsunuz?" De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah'ın şahitlik ettiği bir hakikatı bile bile inkar edenden daha zâlim kim olabilir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirنَصَٰرَىٰ
- 2:214Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındırنَصرُ
- 2:250Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım etوَٱنصُرنَا
- 2:270Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hiçbir şekilde yardım olunmayacaktırأَنصَارٍ
- 2:286Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bizeفَٱنصُرنَا
- 3:13Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardırبِنَصرِهِ
- 3:22İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktırنَّـٰصِرِينَ
- 3:52İsa onların inkârlarını hissedince: "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah'a iman ettik. Şahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız." dedilerأَنصَارِيٓ
- 3:56İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim, onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktırنَّـٰصِرِينَ
- 3:67İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildiنَصرَانِيّٗا
- 3:81Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanımوَلَتَنصُرُنَّهُ
- 3:91Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yokturنَّـٰصِرِينَ
- 3:111Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmezيُنصَرُونَ
- 3:123Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah size Bedir'de yardım etmişti. Allah'tan sakının ki, O'na şükretmiş olasınızنَصَرَكُمُ
- 3:126Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandırٱلنَّصرُ
- 3:147Onların sözleri ancak: "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı diret, Kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!" demekten ibarettiوَٱنصُرنَا
- 3:150Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdırٱلنَّـٰصِرِينَ
- 3:160Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah'a güvenip dayansınlarيَنصُركُمُ
- 3:192Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yokturأَنصَارٖ
- 4:45Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardımcı olarak da Allah yeterنَصِيرٗا
- 4:52Onlar, Allah'ın lanet ettiği kimselerdir. Allah kime lanet ederse artık ona asla bir yardımcı bulamazsınنَصِيرًا
Bu kök 137 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.