Kök
نذر
Kur'an'da 130 yerde, 115 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Bir elçi şehre girip, 'yarın taşkın geliyor' diyor. İnzar, gelmeden önce kötü bir sonuca dair haber vermek; çoğu kez Kitap’la herkese söylenen bir söz. Bazıları dinlemez ve sonuçlarını yaşar. Aynı kökten nezir de var: kişi geleceğe dair bir işi kendine söz verir ve bunu yerine getirir.
Müfessir diliyle
Yaklaşacak akıbeti vaktinden önce bildirmek; yahut kişi olarak ilerisi için bağlayıcı bir beyan üstlenmek.
Fiil ve isim biçimleri, gelmeden önce olumsuz sonuca dair haber vermeyi gösterir: ‘şiddetli baskın’ı öncesinden duyurma (18:2), ‘azabın öncesinde’ sesleniş (34:46), ‘gelmezden önce’ toplumu haberdar etme (71:1). Bu ön-bildirim çoğunlukla vahiy/Kitap aracılığıyladır: Kur’an’la herkese ve ulaştığı kimseye (6:19), onunla (7:2), Ümmü’l-Kurâ ve çevresine (6:92); bir kısmı buna yüz çevirir (2:6; 36:10; 35:42). Aynı kökten gelen diğer isim, kişinin kendisini geleceğe dönük bir işe bağlayan adaktır (3:35; 22:29; 76:7; 2:270).
Somuttan soyuta
Somut düzeyde ‘nadr’: kişinin geleceğe dönük kendine yükümlülük ilanı (3:35; 76:7). Soyutta ‘inzâr’: topluma yaklaşan akıbeti önceden duyurma (18:2; 34:46).
Anlam alanları · 5
Elçilerden gelen ön-bildirim
Resuller ‘müjde’ ile birlikte yaklaşan akıbeti önceden bildirir; bu görev nübüvvetin asli parçasıdır.
Bildirim muhtevası: yaklaşan gün ve ceza
Duyurunun odağı çoğu kez ilahî yakalama, büyük gün ve hesapla ilgilidir.
Kapsam ve vasıta: vahiy/Kitap
Ön-bildirim vahiy/Kitap’la ve geniş bir muhatap çevresine yöneltilir.
Muhatap tepkisi ve sonuç
Kimileri ilgisiz kalır veya alaya alır; neticede aleyhlerine sonuç doğar.
Bireysel bağlayıcı beyan (adak)
Kişi, geleceğe dair bir işi kendi üzerine alır ve onu ifa etmekle yükümlü olur.
Biçimlerin kullanımı
- أَنذَرَ
- Gelecek akıbeti vaktinden önce bildirmek; çoğu kez azap/gün hakkında ve vahiy aracılığıyla.
- نَذِير
- Ön-bildirimi yapan kişi; ekseriya resul/elçi.
- مُنذِر
- Önceden haberdar eden; ‘içlerinden biri’ vurgusuyla da gelir.
- مُنذَرِين
- Önceden haberdar edilmiş kimseler/topluluklar; buna rağmen reddedebilenler.
- نَذْر
- İlerisi için kişisel bağlayıcı söz/adak; ifası gereken taahhüt.
- نُذْر
- Ön-bildirimler, peş peşe gelen ilahî ikazlar.
Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 28'i açıklandı (%45) · toplam 115 ayetten dengeli örnek
Kök, çok sayıda ayette tutarlı bir ‘öncedenlik + akıbet bildirimi’ ve ayrı bir ‘adak’ alanıyla belirginleşiyor.
Açık soru: ‘Adak’ alanı ile ‘ön-bildirim’ alanının tarihî-köken birliği metinde açıkça kurulmaz; bağ, nazâirden çıkarılan bir ihtimaldir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 63
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:6Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlarءَأَنذَرتَهُم
- 2:119Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsinوَنَذِيرٗا
- 2:213İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletirوَمُنذِرِينَ
- 2:270Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hiçbir şekilde yardım olunmayacaktırنَذَرتُم
- 3:35İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin." demiştiنَذَرتُ
- 4:165Peygamberleri müjdeciler ve azab habercileri olarak gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak üstündür, yegane hikmet sahibidirوَمُنذِرِينَ
- 5:19Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdirنَذِيرٖ
- 6:19De ki: "Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?". De ki: "Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah'la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?" De ki: "Ben buna şahitlik etmem". "O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım"deلِأُنذِرَكُم
- 6:48Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Artık kim iman edip durumunu düzeltirse, onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardırوَمُنذِرِينَ
- 6:51Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Onlar için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlarوَأَنذِر
- 6:92Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlarوَلِتُنذِرَ
- 6:130(Allah) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" deyince onlar: "Kendi aleyhimize şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şahitlik ettilerوَيُنذِرُونَكُم
- 7:2(Bu,) sana indirilen bir Kitab'tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasınلِتُنذِرَ
- 7:63(Allah'ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir(kitap) gelmesine şaştınız mıلِيُنذِرَكُم
- 7:69Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nûh kavminden sonra, onların yerine hâkimler yaptı ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresinizلِيُنذِرَكُم
- 7:184Onlar arkadaşlarında herhangi bir cinnet bulunmadığını hiç düşünmediler mi? O, açık bir uyarıcıdan başka biri değildirنَذِيرٞ
- 7:188De ki, ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben iman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilimنَذِيرٞ
- 9:122Bununla beraber müminlerin hepsinin birden topyekün savaşa katılmaları uygun değildir. Her kabileden bir kısım insanlar da din ilimlerinde derinleşmeli ve kabileleri savaştan dönüp gelince onları uyarmalıdır ki, böylece Allah'ın azabından sakınırlarوَلِيُنذِرُواْ
- 10:2İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: "Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dedilerأَنذِرِ
- 10:73Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl olduٱلمُنذَرِينَ
- 10:101De ki: "Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!" Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez kiوَٱلنُّذُرُ
- 11:2(Şöyle ki:) Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberimنَذِيرٞ
- 11:12(Ey Resulüm!) Şimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da göğsün daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildirنَذِيرٞ
- 11:25Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyımنَذِيرٞ
- 13:7O kâfirler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?" derler. Sen bir uyarıcıdan başka bir şey değilsin ve her kavim için bir hidayetçi vardırمُنذِرٞ
- 14:44Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım." Onlara: "Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin etmemiş miydiniz?" denilirوَأَنذِرِ
- 14:52Bu Kur'ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdirوَلِيُنذَرُواْ
- 15:89De ki: "Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyımٱلنَّذِيرُ
- 16:2Kendi emrinden ruh (vahiy) ile melekleri, kullarından dilediği peygamberlere indirip şu gerçeği insanlara bildirin, buyuruyor: Benden başka hiçbir ilâh yoktur. Ancak benden korkunأَنذِرُوٓاْ
- 17:105Biz bu Kur'an'ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdikوَنَذِيرٗا
Bu kök 115 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.