Kök

اخر

Kur'an'da 250 yerde, 242 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir yarışta biri önde gider, biri arkada kalır. Bu kök, bir şeyin sonra gelmesini anlatır: ertelemek, geride kalmak ya da ilkinden sonra gelen başka olan. Bu yüzden metinde dünya şimdi, ahiret (sonraki yurt) ise ardından gelen dönemdir.

Türkçedeki izi

ahiret (sonraki yurt)
Bu kökün 'sonra gelen yurt' anlamı buradan.
tehir (erteleme)
Kökün geciktirme anlamı Türkçeye böyle geçmiş.
ahir zaman (son zaman)
Ahir, kökün 'sonraki' anlamını taşır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileدنو(dünya)

    dnw yakın olanı, eldeki safhayı anlatır. Axr sonra geleni anlatır. Kısacası dünya şimdi, Axr sonrası.

    • 17:21Axr: 'ahiret' sonra gelen yurdu gösterir.
    • 2:200dnw: 'dünyada ver' şimdi olanı söyler.
  • bu kökileحبط(boşa gitmek)

    HbT sonucun boşa çıkmasını anlatır. Axr bunun hangi safhada ortaya çıkacağını, yani sonrayı işaret eder. Kısacası HbT sonuç, Axr zaman-safha.

    • 20:127Axr: 'ahiret azabı' sonraki cezayı söyler.
    • 3:22HbT: 'yaptıkları boşa gitmiştir' sonucu anlatır.
  • bu kökileخزي(rezil olmak, aşağılanma)

    xzy aşağılanma halini anlatır. Axr sonrası olan yurdu ve zamanı gösterir. Kısacası xzy nitelik, Axr aşama.

    • 30:7Axr: 'Ahiretten' sonraki safhayı belirtir.
    • 5:33xzy: 'zillettir' aşağılanmayı anlatır.

Müfessir diliyle

Bir şeyin öncelisine nispetle arkaya konması: sonrakilik, ertelenme; önceki karşısında diğeri olma.

Nazâir, iki ekseni açık eder: (1) ertelemek/geri bırakmak (أخّر/تأخّر/يستأخر: 4:77; 7:34; 2:203) ve (2) öncekinin peşi sıra gelen ‘başkası/diğeri’ (آخر/أخرى: 20:22; 5:107; 4:133). Bu ardıllık zaman ve varlık ölçeğine taşınınca, mevcut safhaya mukabil ‘sonraki yurt/gün’ kullanımı doğar (الآخرة: 3:145; 4:134; 17:21).

Somuttan soyuta

Somutta gecikmek/arkada kalmak (2:203; 7:34) ve ‘başka bir şey’ (20:22; 53:13) manası, yaratılışın yeni safhasına (23:14) ve mevcut hayatı izleyen yeni nüş’e’ye (29:20) açılır.

Kardeş köklerden farkı

  • دنوile farkı

    dnw ‘yakın/önde olan, eldeki safha’yı (الدنيا) belirtir; Axr ise buna karşı ‘ardından gelen, daha sonra olan’ı (الآخرة) işaret eder. Biri yakınlık, diğeri sonralık mihverlidir.

  • حبطile farkı

    HbT amelin hükümsüzleşmesini/boşa çıkmasını anlatır; Axr ise bu sonucun hangi safhada tecelli edeceğini ve ardıllığı belirtir.

  • خزيile farkı

    xzy rezil edilme/aşağılanma halidir; Axr zaman/mekân dizgesinde ‘ardıl safha’yı gösterir. Biri nitel sonucu, diğeri safhanın yerini bildirir.

Anlam alanları · 5

  1. Ardıl dönem/son aşama

    Mevcut safhanın ardından gelen yurt/gün anlamı; derecenin, ecir ve azabın asıl tecelli ettiği yer.

  2. Erteleme/geri bırakma

    Vakti ileri atma, geciktirme ya da geride kalma; çoğu yerde belirlenen müddetin ne ileri ne geri alınamayacağı vurgulanır.

  3. Başka/diğer (alternatif)

    Birincinin karşısında yer alan alternatif kişi/şey ya da ilave pay/ganimet/mucize.

  4. Sonraki kuşak/ardıllar

    Öncekilerin arkasından gelen topluluklar; selef-halef dizgesi.

  5. Yeni safha/başkalaşım

    Aynı varlığın bir sonraki yaratılış evresi veya bir işin son bölümü.

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 27'i açıklandı (%44) · toplam 242 ayetten dengeli örnek

Kök, farklı bâb ve kalıplarda tutarlı biçimde ‘ardıllık/ertelemek/başkası’ semantiğini gösteriyor ve çok sayıda nazîr bunu destekliyor.

Açık soru: الآخرة kullanımında ‘sonraki’nin ‘nihai’lik derecesi bağlama göre güçlenir; metin dışına taşmadan sadece ardıllık temelini tespit edebiliyoruz.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

64 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:4'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 149Medenî · 93
isim · 178sıfat · 47fiil · 24T · 1

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 62

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلأٓخِرَةِ55ٱلأٓخِرِ23بِٱلأٓخِرَةِ21وَٱلأٓخِرَةِ15أُخرَىٰ14ٱلأٓخِرَةَ11ءَاخَرَ10ءَاخَرِينَ8ٱلأٓخِرِينَ8ٱلأٓخِرَةُ5ٱلأٓخَرِينَ5وَءَاخَرُونَ4يَستَـٔخِرُونَ4ٱلأُخرَىٰ3وَأُخرَىٰ3وَٱلأٓخِرَةُ3وَءَاخَرِينَ3يُؤَخِّرُهُم3ٱلأٓخِرَ3أُخَرَ2تَأَخَّرَ2ٱلأٓخَرُ2وَأُخَرَ2وَلَلأٓخِرَةُ2ٱلأُخرَىٰٓ2وَبِٱلأٓخِرَةِ1وَأُخَرُ1ءَاخِرَهُ1أُخرَىٰكُم1أَخَّرتَنَآ1بِـَٔاخَرِينَ1ٱلأٓخَرِ1ءَاخَرَانِ1فَـَٔاخَرَانِ1وَءَاخِرِنَا1يَستَأخِرُونَ1أُخرَىٰهُم1لِأُخرَىٰهُم1وَءَاخَرَ1وَءَاخِرُ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:4Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederlerوَبِٱلأٓخِرَةِ
  2. 2:8İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derlerٱلأٓخِرِ
  3. 2:62Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdirٱلأٓخِرِ
  4. 2:86Bunlar ahireti, dünya hayatına satmış kimselerdir. Onun için bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardım da gelmezبِٱلأٓخِرَةِ
  5. 2:94De ki; Allah yanında ahiret yurdu (cennet) başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet bilinizٱلأٓخِرَةُ
  6. 2:102Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydiٱلأٓخِرَةِ
  7. 2:114Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah'ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardırٱلأٓخِرَةِ
  8. 2:126Ve o vakit İbrahim "Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır" diye yalvardı. Allah buyurdu ki: "küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktırٱلأٓخِرِ
  9. 2:130İbrahim'in milletinden, kendine kıyan beyinsizden başka kim yüz çevirir? Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, hiç şüphesiz o, ahirette de iyilerden biridirٱلأٓخِرَةِ
  10. 2:177Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardırٱلأٓخِرِ
  11. 2:184(Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdırأُخَرَ
  12. 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizأُخَرَ
  13. 2:200Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yokturٱلأٓخِرَةِ
  14. 2:201Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardırٱلأٓخِرَةِ
  15. 2:203Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbir alın). Bunlardan kim iki gün içinde (Mina'dan) dönmek için acele ederse ona günah yoktur. Kim geri kalırsa ona da günah yoktur. Ama bu, takva sahipleri içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki, siz ancak O'nun huzuruna varıp toplanacaksınızتَأَخَّرَ
  16. 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırوَٱلأٓخِرَةِ
  17. 2:220Dünya ve ahiret hakkında (düşünürsünüz.) Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder. Eğer Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirوَٱلأٓخِرَةِ
  18. 2:228Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirٱلأٓخِرِ
  19. 2:232Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde, kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp, engellemeyin. İşte bu, içinizden Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere verilen bir öğüttür. Bu, sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsinizٱلأٓخِرِ
  20. 2:264Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmezٱلأٓخِرِ
  21. 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirٱلأُخرَىٰ
  22. 3:7Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmezوَأُخَرُ
  23. 3:13Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardırوَأُخرَىٰ
  24. 3:22İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktırوَٱلأٓخِرَةِ
  25. 3:45Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandırوَٱلأٓخِرَةِ
  26. 3:56İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim, onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktırوَٱلأٓخِرَةِ
  27. 3:72Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar da dönerler." dediءَاخِرَهُ
  28. 3:77Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardırٱلأٓخِرَةِ
  29. 3:85Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktırٱلأٓخِرَةِ
  30. 3:114Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandırٱلأٓخِرِ

Bu kök 242 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.