Kök
شطن
Kur'an'da 88 yerde, 78 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Gece göğe bakıyorsun; yıldızlar sanki taş olup fırlatılıyor, çirkin bir baş hayal ediliyor (67:5; 37:65). Sonra gündelik hayata gel: Kur’an, şeytanı hakka karşı duran, süsleyip vaatlerle aldatan bir düşman etki diye anlatır. Adımlarına uyan, kötülüğe çağrılır ve yoldan saptırılır (24:21; 2:268).
Türkçedeki izi
- şeytan
- Bu kökün adı; hakka karşı duran düşman etki.
- şeytani
- Aldatıp kışkırtan etkiye işaret eder.
- şeytanlık
- Süsleme, ayartma ve bölme içeren işler için söylenir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileغرر(gurur, mağrur)
grr aldatının cilası ve boş vaattir. şeytan kökü ise bu cilayı üreten, vaat kurup peşine çağıran etkidir. Kısacası grr parlak vaat, şeytan yoldan sürükleyen fail.
bu kökileرجم(recm)
rjm kovulma ve taşlanma cezasını anlatır. şeytan kökü ise yol saptıran düşmanca faaliyetin adıdır. Kısacası rjm sonuçta taşlama, şeytan süreçte saptırma.
bu kökileعوذ(euzu)
Ew* sığınma işidir. şeytan kökü, sığınmayı gerektiren kışkırtıcı ve yanıltıcı etkidir. Kısacası Ew* korunma, şeytan sebep olan dürtü.
Müfessir diliyle
Hakka karşı duran; süsleyip vaatlerle aldatan, kışkırtıp unutturarak yolu saptıran düşman etki.
Kur’an bu varlığın izini “adımlarına uymak” olarak çizer (2:168; 24:21) ve işleyişini vaat, süsleme ve buyruğa dönüştürür: yoksulluk vaadi ve çirkinliği emretme (2:268), yapılanı güzel gösterme (6:43; 16:63; 27:24; 29:38). Netice, yolun kesilmesi ve uzak sapma (27:24; 29:38; 4:60), korku ve nifak üretimi (3:175; 17:53) ile zihin karışıklığı ve unutturma (6:68; 12:42; 18:63).
Somuttan soyuta
Duyusal sahnede taşlanıp kovulan, inatçı bir güruh ve çirkinlik imgesi belirir (67:5; 37:7; 37:65); buradan ahlâkî-sosyal düzlemde vesvese, kışkırtma, ayartma ve bölmeye uzanır (20:120; 5:91; 17:53).
Kardeş köklerden farkı
غررile farkı
غرر aldatının cilası ve boş vaadin kendisidir; شطن ise o cilayı üreten, vaadi kuran ve peşine çağıran faildir.
رجمile farkı
رجم kovulma/taşlanma cezası ve sıfatını anlatır; شطن ise yol saptıran düşmanca faaliyetin adıdır.
عوذile farkı
عوذ saldırıdan korunmak için sığınma fiilidir; شطن ise o sığınmayı gerektiren kışkırtıcı ve yanıltıcı etkidir.
Anlam alanları · 5
Aldatma, süsleme ve uygunsuzluğu emretme
Yapılanı cazip gösterir, boş vaat kurar ve çirkinliği dayatır; böylece yönelişi bozar.
Çağrı, yandaş toplama ve yol kesme
Peşine çağırır, dostlarını kışkırtır ve yolu keser; uzak sapmaya iter.
Unutturma ve zihni bulandırma
Hatırlamayı söndürür, dalgınlık ve iç karışıklık üretir.
Ayrılık ve düşmanlık üretimi
Araya nifak ve kin sokar, ilişkileri bozar; korku yayar.
Duyusal-imgesel ve kozmik sahne
İnatçı güruh, taşlanma ve çirkin baş imgesiyle resmedilir; somut bir tipolojiye işaret eder.
Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 27'i açıklandı (%45) · toplam 78 ayetten dengeli örnek
Kökün işlevi çok sayıda ve çeşitli siyakta tutarlı biçimde beliriyor.
Açık soru: Özel ad ile tür adı arasındaki sınır ve tekil-çoğul geçişlerinin her bağlamdaki payı bazı yerlerde yoruma açık.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 13
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:14Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derlerشَيَٰطِينِهِم
- 2:36Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedikٱلشَّيطَٰنُ
- 2:102Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydiٱلشَّيَٰطِينُ
- 2:168Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandırٱلشَّيطَٰنِ
- 2:208Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandırٱلشَّيطَٰنِ
- 2:268Şeytan sizi fakirlikle korkutup çirkin çirkin şeylere teşvik eder. Allah da lütfundan ve bağışlamasından birtakım vaatlerde bulunuyor. Allah'ın lütfu geniştir. O herşeyi bilendirٱلشَّيطَٰنُ
- 2:275Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardırٱلشَّيطَٰنُ
- 3:36Onu doğuruncaAllah onun ne doğurduğunu bilip dururkenşöyle dedi: "Rabbim, onu kız doğurdum; erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu koğulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorumٱلشَّيطَٰنِ
- 3:155İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dirٱلشَّيطَٰنُ
- 3:175(Size o haberi getiren) ancak şeytandır, (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz benden korkunٱلشَّيطَٰنُ
- 4:38Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş yapmak için harcarlar. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştırٱلشَّيطَٰنُ
- 4:60Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyorٱلشَّيطَٰنُ
- 4:76İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftırٱلشَّيطَٰنِ
- 4:83Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınızٱلشَّيطَٰنَ
- 4:117Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlarشَيطَٰنٗا
- 4:119Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olurٱلشَّيطَٰنَ
- 4:120Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildirٱلشَّيطَٰنُ
- 5:90Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresinizٱلشَّيطَٰنِ
- 5:91Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil miٱلشَّيطَٰنُ
- 6:43Hiç olmazsa kendilerine baskınımız geldiği zaman olsun, yalvarmalı değiller miydi? Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdiٱلشَّيطَٰنُ
- 6:68Âyetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki, ondan başka söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalimler topluluğuyla oturmaٱلشَّيطَٰنُ
- 6:71De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolunduٱلشَّيَٰطِينُ
- 6:112Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırakشَيَٰطِينَ
- 6:121Üzerlerine Allah'ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak koşanlardan olursunuzٱلشَّيَٰطِينَ
- 6:142Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandırٱلشَّيطَٰنِ
- 7:20Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dediٱلشَّيطَٰنُ
- 7:22Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim miٱلشَّيطَٰنَ
- 7:27Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptıkٱلشَّيطَٰنُ
- 7:30bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlarٱلشَّيَٰطِينَ
- 7:175Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan olduٱلشَّيطَٰنُ
Bu kök 78 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.