Kök

خرج

Kur'an'da 182 yerde, 155 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

İçte/örtü altında bulunanı yerinden ayırıp açık alana yahut başka bir duruma/mahale nakletmek, görünür kılmak.

Kök, suyun/ürünün toprağın bağrından yüzeye gelmesi (2:22; 32:27; 35:27), insanın bulunduğu yerden ayrılması (4:100; 8:47) ve bir topluluğun yerinden edilmesi (2:191; 59:2) gibi somut nakil/zuhur sahnelerinde işler. Aynı çekirdek, gizlinin ifşasına (2:72; 9:64) ve bir halden diğerine geçirilmesine, özellikle karanlıklardan aydınlığa taşınmaya (2:257; 5:16) mecazen de uygulanır.

Somuttan soyuta

Önce taş/yer içinden su ve bitkinin yüzeye gelmesi (2:74; 2:22), sonra insan/toplumun mekân değiştirmesi (4:100; 2:191), nihayet gizlinin ortaya konması ve manevî hâl nakli (2:72; 2:257).

Kardeş köklerden farkı

  • عثوile farkı

    عثو kökü, bozguncu davranışın yayılmasıdır; bir şeyi yerinden alıp açığa taşımayı değil, fesadı körüklemeyi anlatır (7:74). خرج ise mekânsal/hâlî nakil ve zuhurla ilgilidir (2:191; 2:257).

  • حبطile farkı

    حبط, amelin hükümsüz kalmasını anlatır; ortada bir nakil/zuhr değil, iptal vardır (47:9; 47:28). خرج ise gizliyi görünebilir kılma veya bir yer/hâlden diğerine geçirme yönündedir (2:72; 5:16).

  • نزعile farkı

    نزع, bağlı/yerleşik olandan bir şeyi çekip sökme vurgusunu taşır (7:43; 7:108). خرج ise hedefe dışarıda görünme/başka mahalde bulunma neticesini odaklar; sökme şiddeti zorunlu değildir (4:100; 32:27).

Anlam alanları · 7

  1. Doğal zuhur: yerin bağrından yüzeye

    Su, yağmur, meyve ve ekinin içten dışa, gizli olandan görünüre taşınması.

  2. Gönüllü ayrılış/yer değiştirme

    Kişinin bulunduğu yerden hareketle başka mahalde görünmesi.

  3. Zorla uzaklaştırma/sürgün

    Bir topluluğu veya bireyi yurdundan/evinden koparıp dışarı atma.

  4. Hâl nakli ve mahkûmiyetten kurtulamama

    Karanlıklardan nura taşınma; ateşten/cennetten ayrılabilme veya ayrılamama.

  5. Gizlinin ifşası ve sunum

    Saklı olanın ortaya konması; delil/belgenin önüne serilmesi; nesnenin çıkarılması.

  6. Yaratılış ve dirilişte sahneye getirme

    Rahimden/doğadan insanın dünya sahnesine getirilmesi ve topraktan yeniden kaldırılması.

  7. Gider/ücret ve çıkış yolu

    Maddi ‘gider/vergilendirme’ (خرج/خراج) ve ‘mâhrec’ olarak kurtuluş/çıkış kapısı.

Biçimlerin kullanımı

خَرَجَ
Öznenin yerinden ayrılıp dışarıda görünmesi veya içte saklı olandan yüzeye gelmesi.
أَخْرَجَ
Bir şeyi/kişiyi bulunduğu yer/hâlden dışarıya veya başka duruma nakletmek, ortaya koymak.
إِخْرَاج
Yerinden etme, ortaya koyma, dışarı taşıma eylemi.
مُخْرِج
Ortaya koyan/yerinden eden; gizliyi ifşa eden fail.
مَخْرَج
Çıkış kapısı, kurtuluş yolu; dışarıya açılan imkân.

Güven: Güçlü · incelenen 66 ayetin 40'i açıklandı (%61) · toplam 157 ayetten dengeli örnek

Çok sayıda somut ve mecazî kullanım aynı ‘içten dışa nakil/zuhur’ ekseninde tutarlıdır.

Açık soru: خرج/خراج’ın ‘gider/ücret’ anlamının, ‘dışarıya ayrılan pay/çıkış’la bağı bağlamsal olup derecesi tartışmalı olabilir (18:94; 23:72).

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

55 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:22'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 90Medenî · 65
fiil · 155isim · 25

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 120

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

يَخرُجُ9أَخرَجَ7يَخرُجُواْ6فَأَخرَجنَا6خَرَجُواْ5يُخرِجُ5فَٱخرُج4فَأَخرَجَ3أَخرِجنَا3تُخرَجُونَ3تَخرُجُ3فَخَرَجَ3تَخرُج3أُخرِجُواْ3يَخرُجُونَ3خَرَجتَ2بِخَٰرِجِينَ2أَخرَجنَا2وَتُخرِجُ2أَخرِجُوٓاْ2ٱخرُج2يُخرِجَكُم2وَيُخرِجُ2نُخرِجُكُم2فَأَخرَجَهُمَا1يُخرِج1فَيَخرُجُ1تُخرِجُونَ1وَتُخرِجُونَ1إِخرَاجُهُم1وَأَخرِجُوهُم1أَخرَجُوكُم1وَإِخرَاجُ1إِخرَاجٖ1خَرَجنَ1أُخرِجنَا1يُخرِجُهُم1يُخرِجُونَهُم1أُخرِجَت1وَأُخرِجُواْ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:22O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayınفَأَخرَجَ
  2. 2:36Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedikفَأَخرَجَهُمَا
  3. 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıيُخرِج
  4. 2:74Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildirفَيَخرُجُ
  5. 2:84Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuzتُخرِجُونَ
  6. 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirوَتُخرِجُونَ
  7. 2:149Hem her nereden yola çıkarsan (namazda) hemen Mescidi Haram'a doğru yüzünü çevir. Bu emir şüphesiz hak, Rabbinden olduğu gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz de değildirخَرَجتَ
  8. 2:150Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınızخَرَجتَ
  9. 2:167Onlara uyanlar da şöyle demektedirler: "Ah, bizim için dünyaya bir dönüş olsaydı da onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!" İşte böylece Allah onlara bütün amellerini, üzerlerine yığılmış hasretler (pişmanlık ve üzüntüler) halinde gösterecektir. Onlar bu ateşten çıkacak değillerdirبِخَٰرِجِينَ
  10. 2:191Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescidi Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledirوَأَخرِجُوهُم
  11. 2:217Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardırوَإِخرَاجُ
  12. 2:240İçinizden hanımlarını geride bırakarak vefat edecek olanlar, eşleri için senesine kadar evlerinden çıkarılmaksızın kendilerine yetecek bir malı vasiyet ederler. Bununla birlikte eğer kendileri çıkarlarsa, kendi haklarında yaptıkları meşru bir hareketten dolayı size bir sorumluluk yoktur. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirإِخرَاجٖ
  13. 2:243Görmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!" dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çokları şükretmezlerخَرَجُواْ
  14. 2:246Baksana, İsrail oğullarının Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gönder de Allah yolunda savaşalım..." dediler. O da: "Size savaş farz kılınırsa, acaba yapmamazlık eder misiniz?" dedi. Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan ayrıldığımız halde Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Bunun üzerine savaş kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı hariç, yüz çevirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilirأُخرِجنَا
  15. 2:257Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri de tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlarيُخرِجُهُم
  16. 2:267Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandırأَخرَجنَا
  17. 3:27Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsinوَتُخرِجُ
  18. 3:110Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardırأُخرِجَت
  19. 3:195Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadırوَأُخرِجُواْ
  20. 4:66Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurduٱخرُجُواْ
  21. 4:75Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: "Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zâlim olan memleketten çıkar, tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuzأَخرِجنَا
  22. 4:100Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur. Her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, kuşkusuz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirيَخرُج
  23. 5:16Allah o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevk ederوَيُخرِجُهُم
  24. 5:22Onlar da: "Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, şüphesiz biz de gireriz" dedilerيَخرُجُواْ
  25. 5:37Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardırيَخرُجُواْ
  26. 5:61Onlar, size geldikleri zaman, "iman ettik" dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilirخَرَجُواْ
  27. 5:110Allah şöyle diyecektir: "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'lKudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştumتُخرِجُ
  28. 6:93Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve: " Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah'a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O'nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derlerأَخرِجُوٓاْ
  29. 6:95Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah'tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O'dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsinizيُخرِجُ
  30. 6:99Gökten suyu indiren O'dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardırفَأَخرَجنَا

Bu kök 155 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.