Kök

نهر

Kur'an'da 113 yerde, 102 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Sabah perde açılır, her şey görünür. Toprağa bir hat kazılır, su oradan yürür. Bu kök hem böyle açılan gün ve su yollarını, hem de birine sert çıkıp onu geri itme işini anlatır.

Türkçedeki izi

nehir
Nehir bu kökten; açılmış su yolu demek.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileتحت()

    tHt altında gibi konum söyler. Bu kök ise yolun kendisini ya da günün açık vaktini anlatır. Kısacası tHt yer söyler, bu kök hat ve vakit söyler.

    • 27:86Burada gündüz öne çıkar. Açık vakit anlatılır.
    • 2:25Burada altlarından konumu bildirir. Yer ilişkisi vurgulanır.
  • bu kökileجري(cerayan)

    jry akışı anlatır. Bu kök akışın izlediği yatağı ve açık vakti anlatır. Kısacası jry gidiş, bu kök yol ve gün.

    • 2:164Geminin akıp gidişi hareketi anlatır. jry budur.
    • 13:3Irmaklar hattı kurar. Bu kök su yolunu adlandırır.
  • bu kökileليل(Leyla)

    lyl geceyi, örtüp sakinleştiren kısmı anlatır. Bu kök gündüzü, açılan ve işe koyulduğun kısmı anlatır. Kısacası lyl örtü, bu kök açıklık.

    • 25:47Gece örtü olur. Sükunet zamanı anlatılır.
    • 27:86Gündüz apaydınlık olur. İşler görünür.

Müfessir diliyle

Örtüyü/engeli yarıp açıklık ve yol açma: suya yatak, zamana aydın yüz, kişiyi sertçe geri itiş.

Nehar zamana ‘mubsır’ kılan aydın yüzü verir; gece örtüsü kalkınca işler görünür ve yayılır (27:86; 40:61; 25:47; 2:164). Nahr ise zeminde açılmış bir hat olup suyu taşımaya elverişli, fışkırmayla oluşan kanaldır (2:74; 13:3; 18:33; 14:32). Fiil ‘tanhar’ birini kaba biçimde geri sürmek/azarlamak, yani önünü kesip uzaklaştırmaktır (17:23; 93:10).

Somuttan soyuta

En somut düzeyde, yarılıp açılan zeminde suya yol veren hat vardır (2:74; 18:33). Buradan, örtüyü kaldırıp eşyayı görünür kılan aydın vakte geçilir (27:86; 25:47); soyut düzeyde ise ‘önünü kesip geri sürme’ şeklinde toplumsal bir eylem belirir (17:23; 93:10).

Kardeş köklerden farkı

  • تحتile farkı

    tHt konumsal bir ilişki bildirir: ‘altında’. Bu kök ise bizzat yol/açıklık unsurunu adlandırır ya da sağlar; konumu değil hattı/zamanı kurar.

  • جريile farkı

    jry hareketin sürüşünü/seyir halini anlatır; nhr ise hareketin izlediği yatak veya o hareketi mümkün kılan açıklık/zamanı adlandırır.

  • ليلile farkı

    lyl örtüp sükûnet veren kesiti; nhr örtüyü kaldırıp görmeyi ve faaliyeti doğuran kesiti gösterir.

Anlam alanları · 4

  1. Aydınlık vakit: örtünün kalkması ve faaliyet

    Gece örtüsünün zıddı olarak görülebilme ve hareket zamanı; ‘mubsır’, ‘nuşûr’ oluşu bu açığı vurgular.

  2. Su kanalları: yeryüzünde açılmış hat

    Kayadan fışkırarak veya yarılarak oluşan, suya istikamet veren yatak; insanların hizmetine verilmiştir.

  3. Su kanalları: cennet tasviri

    Bahşedilen yurtlarda, alt katmandan geçen düzenli su yolları kalıcılık ve imkânın nişanesidir.

  4. Sert geri çeviriş: ‘tanhar’

    Birini kaba çıkışla geri sürmek/azarlamak; ebeveyne ve yoksula karşı yasaklanır.

Güven: Orta · incelenen 61 ayetin 16'i açıklandı (%26) · toplam 102 ayetten dengeli örnek

Nehar ve nahr için nazâir çok güçlüdür; ‘tanhar’ ile ortak çekirdeğe köprü kurma iki ayete dayandığından ihtiyat payı vardır.

Açık soru: ‘Açıklık/yol açma’ çekirdeğinin ‘tanhar’daki payı kuvvetli bir ihtimaldir; ancak daha fazla örnek olmadan kesinlememek gerekir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

51 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:25'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 61Medenî · 41
isim · 110fiil · 2T · 1

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 20

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلأَنهَٰرُ40وَٱلنَّهَارِ13ٱلنَّهَارِ13ٱلنَّهَارَ12وَٱلنَّهَارَ12ٱلأَنهَٰرَ3وَأَنهَٰرٞ3بِٱلنَّهَارِ2نَهَارٗا2وَأَنهَٰرٗا2أَنهَٰرٗا2بِنَهَرٖ1تَنهَرهُمَا1نَهَرٗا1وَٱلنَّهَارُ1نَّهَارِ1أَنهَٰرٞ1وَنَهَرٖ1وَنَهَارٗا1تَنهَر1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:25İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklarٱلأَنهَٰرُ
  2. 2:74Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildirٱلأَنهَٰرُ
  3. 2:164Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardırوَٱلنَّهَارِ
  4. 2:249Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdirبِنَهَرٖ
  5. 2:266Hiç biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük, zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüzٱلأَنهَٰرُ
  6. 2:274Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükafatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlarوَٱلنَّهَارِ
  7. 3:15De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görürٱلأَنهَٰرُ
  8. 3:27Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsinٱلنَّهَارِ
  9. 3:72Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar da dönerler." dediٱلنَّهَارِ
  10. 3:136İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldirٱلأَنهَٰرُ
  11. 3:190Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardırوَٱلنَّهَارِ
  12. 3:195Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadırٱلأَنهَٰرُ
  13. 3:198Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar, Allah katından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdırٱلأَنهَٰرُ
  14. 4:13İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budurٱلأَنهَٰرُ
  15. 4:57İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağızٱلأَنهَٰرُ
  16. 4:122İman edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. Allah'dan daha doğru sözlü kim olabilirٱلأَنهَٰرُ
  17. 5:12Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olurٱلأَنهَٰرُ
  18. 5:85Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budurٱلأَنهَٰرُ
  19. 5:119Allah buyurdu ki: "Bu, sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budurٱلأَنهَٰرُ
  20. 6:6Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Onlara gökten bol bol yağmur indirmiş, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra başka bir nesil yarattıkٱلأَنهَٰرَ
  21. 6:13Gecede, gündüzde barınan her şey O'nundur. O, işitendir, bilendirوَٱلنَّهَارِ
  22. 6:60Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektirبِٱلنَّهَارِ
  23. 7:43Orada kalblerinde bulunan kini çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. "Bizi buna erdiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola sevk etmeseydi biz doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler." derler. Onlara şöyle seslenilir: "İşte size cennet! Yaptıklarınıza karşılık buna varis oldunuzٱلأَنهَٰرُ
  24. 7:54Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş üzerine hükümran oldu. O, geceyi durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter; güneş, ay ve yıldızlar emrine âmâdedir. İyi biliniz ki yaratma ve emir O'nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedirٱلنَّهَارَ
  25. 9:72Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budurٱلأَنهَٰرُ
  26. 9:89Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budurٱلأَنهَٰرُ
  27. 9:100Muhacir ve Ensar'dan İslâm'a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budurٱلأَنهَٰرُ
  28. 10:6Elbette gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için bir çok delil vardırوَٱلنَّهَارِ
  29. 10:9Hiç şüphesiz iman edip salih ameller işleyenleri, imanlarından dolayı Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar dururٱلأَنهَٰرُ
  30. 10:24Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarızنَهَارٗا

Bu kök 102 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.