Kök
غني
Kur'an'da 73 yerde, 72 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Birinin borcunu biri tümden kapatıyor; artık el açmıyor. Kur’an’da ‘ağnâ’, eksikliği tam giderme ve bir şeyin yerini tutup tutmama demektir. Allah için bu mutlak ihtiyaçsızlıktır; kullar içinse O dilediğini yeterli kılar; mallar ve kalabalıklar çoğu yerde korumaz.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileنفع(menfaat, nafaka)
naf‘ yarar sağlar; gny eksikliği tümden giderir ya da bir şeyin yerini tutmaz. Kısacası gny yeter kılar, nfE yarar sağlar.
bu kökileفقر(fakir, fakirlik)
fqr ihtiyaçlı olma halidir; gny bu ihtiyacı giderip yeterli kılar. Kısacası gny yeterlik, fqr ihtiyaçtır.
bu kökileضرر(zarar)
drr zarar vermeyi anlatır; gny zararı savmayı ya da savamayı. Kısacası gny korur ya da korumaz, Drr zarar verir.
Müfessir diliyle
İhtiyacı ortadan kaldıran yeterlilik; birini başkasına bağlılıktan kurtarmak yahut bir şeyin yerini tutup savmak.
Allah için ‘ğaniyy’ sıfatı, bütünüyle ihtiyaçsız ve kimseye muhtaç olmayan oluşu bildirir (2:267; 22:64; 31:26; 39:7). IV. bâb fiil ‘aġnā’, ya birine kifayet edip onu muhtaçlıktan çıkarma (4:130; 24:32; 93:8), ya da bir şeyin başkasının yerini tutup koruyamaması anlamında olumsuz bağlamda gelir (3:10; 8:19; 46:26). X. bâb ‘istaghnā’ çoğu kez kişinin kendini yeterli görerek yüz çevirmesini anlatır (80:5; 92:8), Allah hakkında ise fiilî ihtiyaçsızlığına işaret eder (64:6).
Somuttan soyuta
Somut temel: ‘yegnawn fîhā’ ifadesi bir yerde yerleşip varlık sürmeyi, ‘dolu dolu bulunmayı’ anlatır (7:92; 11:68; 10:24). Buradan soyuta geçerek ‘kifayet, ihtiyaçsızlık, yerine geçme/koruma’ anlamları genişler (22:64; 3:10; 24:32).
Kardeş köklerden farkı
نفعile farkı
naf‘, olumlu yarar ve kazanç sağlamayı anlatır; gny ise bir eksikliği bütünüyle telafi etme veya bir şeyi savıp yerine geçme/ikame etme odaklıdır. Zan, gerçeğin yerini tutamaz (10:36), oysa naf‘ bütünüyle yarar bağlamıdır (2:219; 5:119).
فقرile farkı
fqr ‘ihtiyaçlı olma’ halidir; gny bunun karşı ucunda bağımsızlık/kifayet halini bildirir. Aynı bağlamda karşıt olarak zikredilir ve dönüşüm fiilî olarak gny ile kurulur (4:135; 24:32).
ضررile farkı
drr zarar vermeyi/harmı ifade eder; gny ise zararı savma veya savamama, yani koruyucu/kifayet sağlayıcı işlevin varlığını ya da yokluğunu bildirir (36:23; 77:31; 5:76).
Anlam alanları · 5
İlâhî ihtiyaçsızlık
Allah’ın mutlak kifayeti ve kimseye muhtaç olmaması; çoğu kez mülk ve hamd ile beraber gelir.
Temin ve muhtaçlıktan çıkarma
Allah’ın kulları için ihtiyacı giderip yeter hale getirmesi; rızık ve genişlikle ilişkilidir.
Yerine geçmeme ve koruyamama
Malların, kalabalıkların, şefaatin veya zannın gerekli olanın yerini tutamaması; azabı/kararı savamaması.
Kendini yeterli sayma (istighnā)
Kişinin kendini ihtiyaçsız görüp yüz çevirmesi; cimrilik ve kibirle irtibatlıdır.
Yer tutma/meskûn olma (somut temel)
Bir yerde dolu dolu yaşayıp varlık sürme; helâk sonrası sanki hiç yerleşmemiş gibi olma.
Biçimlerin kullanımı
- أَغْنَىٰ
- Kifayet ettirdi; birini muhtaçlıktan çıkardı yahut bir şeyi savdı/yerine geçti (4:130; 24:32; 93:8).
- أَغْنَتْ
- Yetmedi; yerini tutmadı; koruyamadı (çoğunlukla olumsuz kalıpta) (3:10; 8:19; 46:26).
- ٱسْتَغْنَىٰ
- Kendini ihtiyaçsız saydı, yüz çevirdi; Allah hakkında fiilî ihtiyaçsızlık (80:5; 92:8; 64:6).
- مُّغْنُون
- Savabilecek/yerine geçip koruyabilecek olan (sorulu-olumsuz bağlamda) (14:21; 40:47).
Güven: Orta · incelenen 60 ayetin 31'i açıklandı (%52) · toplam 72 ayetten dengeli örnek
Anlam omurgası çok sayıda ayetle açık; ancak I. bâb ‘yagna’ kullanımındaki ‘yerleşmek/varlık sürmek’ nüansı seyrek geçtiğinden kapsamı sınırlı kesinliktedir.
Açık soru: ‘yegna fîhā’nın ‘yerleşmek’ mi yoksa ‘refah içinde durmak’ mı olduğu nüansında alan dar; bağlamı aşmadan genelleme yapılmamalı.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 32
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:263Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranırغَنِيٌّ
- 2:267Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandırغَنِيٌّ
- 2:273Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilirأَغنِيَآءَ
- 3:10Gerçek şu ki, kâfirlere, Allah'tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar, o ateşin yakıtı olacaklarتُغنِيَ
- 3:97Onda apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dirغَنِيٌّ
- 3:116O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardırتُغنِيَ
- 3:181Allah, "Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin lafını elbette duymuştur. Onların söylediklerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: "Tadın o yakıcı azabıأَغنِيَآءُ
- 4:6Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeterغَنِيّٗا
- 4:130Eğer karıkoca birbirlerinden ayrılacak olurlarsa, Allah, onların her birini geniş lutfuyla muhtaç bırakmaz. Allah'ın lutfu geniştir, hikmeti büyüktürيُغنِ
- 4:131Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah'tan korkmanızı emrettik. Eğer inkâr ederseniz, biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, hamd vesenâ O'na yakışırغَنِيًّا
- 4:135Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, anababanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardırغَنِيًّا
- 6:133Rabb'ın, hiçbir şeye muhtaç değildir, merhamet sahibidir. Sizi, başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse, sizi de yok edip, sizden sonra yerinize dilediğini getirirٱلغَنِيُّ
- 7:48A'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadıأَغنَىٰ
- 7:92Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya işte ziyana uğrayanlar, onlar oldularيَغنَواْ
- 8:19Fetih istiyorsanız, işte size fetih gelmiştir, eğer aşırı gitmez de son verirseniz, hakkınızda daha hayırlıdır. Yok eğer dönerseniz, biz de döneriz. O vakit askeriniz çok da olsa size hiç bir şekilde fayda vermez. İyi biliniz ki, Allah müminlerle beraberdirتُغنِيَ
- 9:25İnkâr kabul etmez bir durumdur ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Özellikle Huneyn Günü ki, o gün kendi çokluğunuz size güven vermişti de o gün size onun bir faydası olmamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya başlamıştınızتُغنِ
- 9:28Ey iman edenler! Müşrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız Allah sizi dilediğinde lütuf ve ihsanıyla zenginleştirecektir. Allah gerçekten alîmdir, hakîmdirيُغنِيكُمُ
- 9:74Onlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları için Allah'ın, Resulü ile onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmazأَغنَىٰهُمُ
- 9:93Kınamaya yol, ancak zengin oldukları halde geri kalmak için senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalblerini mühürledi. Onlar, artık başlarına geleceği bilmezlerأَغنِيَآءُ
- 10:24Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarızتَغنَ
- 10:36Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilirيُغنِي
- 10:68Dediler ki: "Allah, kendine çocuk edindi". O, böyle şeylerden münezzehtir. O, müstağnidir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi neden söylüyorsunuzٱلغَنِيُّ
- 10:101De ki: "Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!" Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez kiتُغنِي
- 11:68Sanki orada güzel güzel yaşayıp durmamışlardı. Bak işte Semud, gerçekten de Rablerine küfretmişlerdi. Bak işte nasıl yok olup gittilerيَغنَواْ
- 11:95Sanki orada hiç güzel gün görmemişlerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl helâk olup gittiyse Medyen de öyle yok olup gittiيَغنَواْ
- 11:101Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrılar, Rabbinin emri gelince kendilerine hiçbir fayda sağlayamadılar. Hasarlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramadılarأَغنَت
- 12:67Ve dedi ki: "Ey yavrularım! (şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben ne yapsam, Allah'ın takdirini sizden engelleyemem. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Onun için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirlerأُغنِي
- 12:68Ne zaman ki, şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. (Gerçi bu şekilde girmeleri) onlar hakında Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi önleyemezdi, bu sadece Yakub'un içinden geçirdiği bir isteğin yerine getirilmesi oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezlerيُغنِي
- 14:8Musa dedi ki: Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz, iyi biliniz ki Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye layıktırلَغَنِيٌّ
- 14:21(Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yokturمُّغنُونَ
Bu kök 72 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.