Kök

فرق

Kur'an'da 72 yerde, 66 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Şöyle düşün: Kocaman bir deniz iki yana açılıyor, ortada yol kalıyor. Bu kök önce böyle yarılmayı anlatır. Sonra bir bütünü kesip sınır çekmeyi ve Furkan’la doğruyla yanlışı ayırmayı, ayrıca toplumun bölünmesini ve bağların kopmasını anlatır.

Türkçedeki izi

fark
Ayrım ve sınır koyma anlamını taşır.
fırka
Bütünden kopmuş grup demektir.
Furkan
Doğruyla yanlışı ayıran ölçü adı olarak kullanılır.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileكتب(kitap, mektup, kütüphane)

    ktb yazıyla ve sözleşmeyle sabitlemeyi anlatır. frq ise bütünü kesip karşıt sınırlar kurmayı. Kısacası ktb metni yazar, frq sınırı çizer.

    • 8:29Burada frq var; ‘furkan’ ayırma ölçüsünü anlatır.
    • 3:4Burada ktb de geçer; ‘kitap’ verilmesi vurgulanır.
  • bu kökileنزل(nüzul, nazil)

    nzl inişi ve gönderilişi anlatır. frq ise bölümlere ayırmayı ve sınır koymayı. Kısacası nzl indirme süreci, frq ayırma işi.

    • 17:106Burada frq var; ‘kısımlara ayırdık’ ifadesi geçer.
    • 2:185Burada nzl var; ‘Kur’ân onda indirildi’ denir.
  • bu kökileاهل(ehil, ehliyet, ehl-i kitap)

    Ahl bir topluluğa aidiyeti söyler. frq o topluluk içinden kopmuş kesimi ve karşıtlığı anlatır. Kısacası ahl geniş çerçeve, frq içte bölünme.

    • 6:159Burada frq var; ‘grup grup’ dağılmayı anlatır.
    • 33:26Burada ahl var; ‘kitap ehlinden’ aidiyeti gösterir.

Müfessir diliyle

Bir bütünün bağını koparıp onu karşıt parçalara bölmek; parçalar arasındaki hududu belirleyip karar çıkarmak.

Somut çekirdek, denizin yarılması gibi tek kütleyi iki yana bölen fiildir [2:50; 26:63]. Buradan “fariq” bütünden kopmuş zümreyi, “furqan” ise doğru‑yanlış arasındaki sınırı ve bununla verilen hükmü adlandırır [2:75; 6:81; 2:53; 2:185; 3:4; 8:29; 8:41]. Aynı kök, cemaatin bölünmesi [3:103; 6:159; 9:107] ve bağların kopması (eşler, yoldaşlar, ölüm) için de kullanılır [2:102; 4:130; 18:78; 65:2; 75:28].

Somuttan soyuta

Fizikî yarma/bölmeden [2:50; 26:63], toplumsal dağılmaya [3:103; 6:159] ve nihayet ölçü koyup hüküm vermeye (furqan) yükselen bir anlam çizgisi görülür [2:185; 3:4; 8:29].

Kardeş köklerden farkı

  • كتبile farkı

    ktb yazıyla/sözleşmeyle sabitlemeyi ve metni gösterir; frq ise o bütünün içinde sınır çekip zıt kısımları belirginleştirir. “Kitab” ile “furqan”ın birlikte zikri bu ayrımı gösterir.

  • نزلile farkı

    nzl iniş/indirilme sürecini anlatır; frq ise bölümleme ve tefriki. “Farraqnahu… wa nazzalnahu” ifadesinde iki farklı iş ayrılır: taksitlendirme ve indirme.

  • اهلile farkı

    Ahl, aitlik bildiren geniş topluluğu adlandırır; frq bu topluluk içindeki kesiti/zümreyi gösterir: geniş çerçeveden kopmuş bir kol.

Anlam alanları · 5

  1. Fizikî yarma ve bölme

    Sürekli bir kütlenin iki yana açılması veya şeylerin parça parça kılınması.

  2. Ölçü ve hüküm (furqan)

    Hak‑bâtıl arasına kesin sınır koyan ilke, delil veya dönüm noktası gün.

  3. Toplulukta parçalanma/dağılma

    Birliğin çözülmesi, ayrı kollara savrulma; sakındırılan bir durum.

  4. İlişkilerin kopması

    Eşlerin, yol arkadaşlarının veya canın bedenden kopuşu gibi bağların çözülmesi.

  5. Zümre/alt kesit (fariq)

    Bütünden kopmuş, diğerlerine karşı konumlanan kesim; bazen iki kutup halinde.

Biçimlerin kullanımı

فَرِيق
Bütünden kopmuş zümre/alt kesit; bazen “iki karşı taraf” (الفريقان) [2:188; 6:81; 11:24].
فَرَّقُ
Koparmak, unsurları birbirinden uzaklaştırmak; yanlış seçmeci tutum için de kullanılır [2:102; 4:150; 6:159].
تَفَرَّقَ
Dağılmak, bağın çözülmesiyle farklı yönlere savrulmak; sakındırılır [3:103; 3:105; 42:13-14].
فُرْقَان
Ayırt eden ölçü/karar ve dönüm noktası gün [2:53; 2:185; 3:4; 8:29; 8:41; 21:48].
فِرَاق
Kopuş/veda; ilişkisel ayrımın gerçekleşmesi, hatta ölüm [18:78; 75:28].
فَرَقْ
Temel fiil: yarıp bölmek; ayrıca işlerin paylaştırılması/karara bağlanması [2:50; 44:4; 17:106].

Güven: Güçlü · incelenen 60 ayetin 27'i açıklandı (%45) · toplam 66 ayetten dengeli örnek

Kök, çok sayıda bağlamda tutarlı biçimde “bölme/tefrik” ekseninde görünmekte; somut ve soyut kullanımlar birbirini desteklemektedir.

Açık soru: 9:56’daki “yafraqūn” bağlamında ürkeklik/çekinme nüansı doğabilir; bu yan anlam sınırlı görünüyor.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

30 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:50'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 27Medenî · 39
isim · 49fiil · 23

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 43

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

فَرِيقٞ12فَرِيقٗا9نُفَرِّقُ3ٱلفُرقَانَ3ٱلفَرِيقَينِ3وَفَرِيقٗا2تَفَرَّقُواْ2يُفَرِّقُواْ2فَرَّقُواْ2فَرَقنَا1وَٱلفُرقَانَ1فَفَرِيقٗا1يُفَرِّقُونَ1وَٱلفُرقَانِ1لَفَرِيقٗا1يَتَفَرَّقَا1فَٱفرُق1فَتَفَرَّقَ1فَرِيقًا1وَفَرِيقًا1فُرقَانٗا1ٱلفُرقَانِ1يَفرَقُونَ1وَتَفرِيقَا1فَرِيقٖ1فِرقَةٖ1مُّتَفَرِّقُونَ1مُّتَفَرِّقَةٖ1فَرَقنَٰهُ1فِرَاقُ1فَرَّقتَ1فِرقٖ1فَرِيقَانِ1يَتَفَرَّقُونَ1وَفَرِيقٞ1تَتَفَرَّقُواْ1تَفَرَّقُوٓاْ1يُفرَقُ1فَارِقُوهُنَّ1ٱلفِرَاقُ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:50Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuzفَرَقنَا
  2. 2:53Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesinizوَٱلفُرقَانَ
  3. 2:75Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdiفَرِيقٞ
  4. 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirفَرِيقٗا
  5. 2:87Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misinizفَفَرِيقٗا
  6. 2:100O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardırفَرِيقٞ
  7. 2:101Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılarفَرِيقٞ
  8. 2:102Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydiيُفَرِّقُونَ
  9. 2:136Deyiniz ki, "Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarızنُفَرِّقُ
  10. 2:146O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerlerفَرِيقٗا
  11. 2:185O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersinizوَٱلفُرقَانِ
  12. 2:188Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyinفَرِيقٗا
  13. 2:285Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. "Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır." dedilerنُفَرِّقُ
  14. 3:4O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alırٱلفُرقَانَ
  15. 3:23Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlarفَرِيقٞ
  16. 3:78Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. "Bu, Allah katındandır." derler; oysa o, Allah katından değildir. Allah'a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerlerلَفَرِيقٗا
  17. 3:84De ki: "Allah'a, bize indirilen (Kur'ân)e, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz, biz O'na teslim olmuşlarızنُفَرِّقُ
  18. 3:100Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlarفَرِيقٗا
  19. 3:103Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresinizتَفَرَّقُواْ
  20. 3:105Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardırتَفَرَّقُواْ
  21. 4:77Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmezفَرِيقٞ
  22. 4:130Eğer karıkoca birbirlerinden ayrılacak olurlarsa, Allah, onların her birini geniş lutfuyla muhtaç bırakmaz. Allah'ın lutfu geniştir, hikmeti büyüktürيَتَفَرَّقَا
  23. 4:150Onlar, Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz" derler. Bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isterlerيُفَرِّقُواْ
  24. 4:152Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar arasında ayırım yapmayanlara (Allah) pek yakında mükafatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidirيُفَرِّقُواْ
  25. 5:25Musa: "Ey Rabbim! Ben, kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum, artık bizimle bu fâsık kavmin arasını ayır" dediفَٱفرُق
  26. 5:70Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdirفَرِيقٗا
  27. 6:81Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktırٱلفَرِيقَينِ
  28. 6:153İşte benim doğru yolum budur; ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. (Azabından) korunmanız için Allah size böyle tavsiye etmiştirفَتَفَرَّقَ
  29. 6:159Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektirفَرَّقُواْ
  30. 7:30bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlarفَرِيقًا

Bu kök 66 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.