Kök
دعو
Kur'an'da 212 yerde, 182 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Uzaktan birinin “Gel!” diye seslendiğini düşün. Bu kök, birine yönelip cevap bekleyen çağrıyı anlatır. Kur’an’da bazen toplama ve yönlendirme, bazen Allah’tan isteme ve bazen de birine ad verme, yakıştırma anlamına yayılır.
Türkçedeki izi
- dua
- Dua, bu kökten; Allah’tan istemeyi anlatır.
- davet
- Davet, bu kökten; birini bir şeye çağırmadır.
- iddia
- İddia, bu kökten; bir şeyi söylediğini ileri sürmedir.
Tanıdık kelimelerle kıyas
bu kökileضرع(tazarru)
DrE alçalma, boyun bükme halini anlatır. دعو ise çağrının ve seslenişin kendisini anlatır. Kısacası tazarru haldir, davet fiildir.
bu kökileجوب(cevap, icabet)
jwb verilen karşılığı anlatır. دعو ise karşılık bekleyen çağrıdır. Kısacası cevap geri dönüştür, davet ilk sesleniştir.
bu kökileكشف(keşif, keşfetmek)
k$f istenen yükün kalkmasını anlatır. دعو ise bu kaldırma için yapılan yöneliştir. Kısacası keşif sonuçtur, dua talep.
Müfessir diliyle
Bir muhataba yönelip ondan bir karşılık bekleyen sesleniş; kimi zaman toplama, yönlendirme, kimi zaman talep ve nispet.
Fiil ve isimleri, muhataba yöneltilmiş bir yönlendirme/istemeyi ve buna cevap beklentisini gösterir (2:186; 8:24; 13:14). Aynı kök, toplama-seslenme (2:260; 20:108), tebliğ/davet (41:33; 42:15), Allah’tan isteme (3:38; 7:56) ve isimlendirme/nispet etme (33:5; 19:91) alanlarında bir çekirdeği korur.
Somuttan soyuta
En somutta canlıları yanına getiren ses (2:260) ve kıyamet toplaması (30:25; 54:6-8); buradan doğru yola çağırma yahut saptırma (41:33; 28:41), ardından Allah’a yönelen isteme (2:186) ve bir şeyi birine nispet/isim verme (33:5; 19:91) seviyelerine açılır.
Kardeş köklerden farkı
ضرعile farkı
ضرع, yönelişin halini (alçalma, boyun bükme) tasvir eder; دعو ise bizzat yönelimi/çağrıyı ifade eder. Yani biri üslup, diğeri fiilin kendisi.
جوبile farkı
جوب ‘karşılık vermek/cevaplamak’tır; دعو ‘seslenip karşılık bekleyen yöneliş’tir. Biri talebi çıkarır, diğeri ona verilen cevabı gösterir.
كشفile farkı
كشف, istenen şeyin kaldırılması/açığa çıkarılmasıdır; دعو ise bu kaldırma için yapılan yöneliştir. Biri sonuç, diğeri talep ve yöneliştir.
Anlam alanları · 5
Sesle toplama ve doğrudan hitap
Duyulur bir seslenişle muhatabı yanına getirme yahut yönlendirme.
Allah’a yönelen isteme
Kişinin ihtiyaçla Allah’a yönelmesi; karşılık beklentisi açıktır.
Tebliğ ve yola davet
Bir hedefe çağırma; hidayete de olabilir, saptırmaya da.
Allah dışına yönelişin beyhudeliği
Güçsüze yönelen isteme sonuçsuz kalır; cevap ve etki doğmaz.
İsimlendirme ve iddia
Birine bir ismi/nispeti vermek yahut sözlü bir iddiada bulunmak.
Biçimlerin kullanımı
- دَعَا
- Birine yönelip karşılık bekleyen seslenmek; isteme veya davet.
- دُعَاء
- Yöneliş ve talebin sözlü ifadesi; sesleniş ve niyaz.
- دَعْوَة
- Davet/summons; tekil çağrı veya ilâhî hakka yönelten çağrı.
- دَعْوَىٰ
- Sözlü iddia/ifade; cennetteki hitap veya kıstırılmış itiraf.
- يَدَّعُ
- İleri sürmek/istemek; cennette talep edilen şeyleri dile getirmek.
Güven: Güçlü · incelenen 64 ayetin 40'i açıklandı (%63) · toplam 182 ayetten dengeli örnek
Ayetler geniş ve tutarlı bir nazır kümesi sunuyor; somut ve soyut kullanımlar ortak çekirdekte birleşiyor.
Açık soru: يدّعون ve دعوى bağlamlarında ‘istemek’ ile ‘iddia etmek’ tonları yer yer örtüşüyor; bağlam ayırt edicidir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 108
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:23Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru isenizوَٱدعُواْ
- 2:61Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardıفَٱدعُ
- 2:68Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız." dediٱدعُ
- 2:69Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır." dediٱدعُ
- 2:70Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz." dedilerٱدعُ
- 2:171O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezlerدُعَآءٗ
- 2:186Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinlerدَعوَةَ
- 2:221Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlarيَدعُونَ
- 2:260Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirٱدعُهُنَّ
- 2:282Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilirدُعُواْ
- 3:23Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlarيُدعَونَ
- 3:38Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz sen, duayı hakkıyle işitensin" dediدَعَا
- 3:61Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelimنَدعُ
- 3:104İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardırيَدعُونَ
- 3:153Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardırيَدعُوكُم
- 4:117Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlarيَدعُونَ
- 6:40De ki: "Kendinizi hiç düşündünüz mü, Allah'ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer sözünde doğru kimselerseniz cevap verinتَدعُونَ
- 6:41Hayır, yalnız o Allah'a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediğiniz belayı kaldırır ve o zaman ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuzتَدعُونَ
- 6:52Sırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursunيَدعُونَ
- 6:56De ki: "Şüphesiz ki bana, Allah'tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı". De ki: "Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım, (eğer uyarsam) o zaman sapıtmış olur, doğru yolda gidenlerden olmamış olurumتَدعُونَ
- 6:63De ki: "Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız" diye gizli ve aşikâr O'na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarırتَدعُونَهُ
- 6:71De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolunduأَنَدعُواْ
- 6:108Onların Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler. Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verirيَدعُونَ
- 7:5Azabımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zalimlermişiz!" demelerinden başka yalvarışları kalmadıدَعوَىٰهُم
- 7:29De ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksinizوَٱدعُوهُ
- 7:37Allah'a karşı yalan uyduran yahut âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitap'tan nasipleri erişir. Canlarını alacak elçilerimiz gelince onlara: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" derler. Onlar: "O taptıklarımız bizden sapıp ayrıldılar." derler. Böylece kendilerinin kâfir olduklarına bizzat şahitlik ederlerتَدعُونَ
- 7:55Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmezٱدعُواْ
- 7:56Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na, korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındırوَٱدعُوهُ
- 7:134Ne zaman ki, azap üzerlerine çöktü, dediler ki, "Ey Musa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azabı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğizٱدعُ
- 7:180Oysa en güzel isimler Allah'ındır. Bundan dolayı Allah'a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekeceklerفَٱدعُوهُ
Bu kök 182 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.