Kök

شدد

Kur'an'da 102 yerde, 99 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir ipi çekip gerdiriyor, düğümü iyice sıkıyorsun. Bu kök, böyle sıkı bağlamayı ve işi sağlamlaştırmayı anlatır. Mesela somutta bağı pekiştirmek, soyutta cezayı sıkı uygulamak veya duyguyu yoğunlaştırmak; insanın olgunlaşması da gücün iyice yerleşip pekişmesidir.

Türkçedeki izi

şiddet
Asıl anlamı işi sıkmak, gerip bastırmak; sadece sertlik değil.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileقوي(kuvvet, kavi)

    Kuvvet genel güç demektir. Şiddet ise işi sıkı tutmak, gerginleştirip bastırmaktır. Kısacası şiddet sıkar, kuvvet güçlüdür.

    • 47:4Bu kök: bağı sıkı bağlayıp ifadesi işi gerçekten sıkar.
    • 8:52Kardeş: Allah çok kuvvetli derken genel güç anlatılır.
  • bu kökileغلظ(galiz)

    Galiz kalın, kaba bir sertliği anlatır. Şiddet ise gerilimi artırıp uygulamayı sıkılaştırır. Kısacası galiz dokuda kalın, şiddet tutuşta sıkıdır.

    • 33:11Bu kök: şiddetli bir sarsıntı gerilimin artmasını anlatır.
    • 66:6Kardeş: katı ifadesi galizdir, dokusal sertlik verir.

Müfessir diliyle

Germek ve sıkmakla bir şeyi pekiştirip katılaştırmak; böylece etki ve direnci artırıp baskıyı yoğunlaştırmak.

Fiil düzeyinde bağlama ve tahkim açıkça görünür: “bağı sıkı bağlayın” (47:4), “onunla belimi sıkı tut” (20:31), “mülkünü pekiştirdik” (38:20), “kalplerini daralt” (10:88). Buradan soyuta açılarak cezanın/tedibin sıkı ve amansız uygulanışı ifade edilir (2:196; 3:11; 40:3). Aşamayı bildiren أَشُدّ, insanın iyice pekişip kemale erdiği eşiği adlandırır (6:152; 22:5; 40:67).

Somuttan soyuta

Önce somut bağlama-sıkma ve tahkim (47:4; 20:31), ardından soyut alanlarda yoğunluk ve katılık derecesinin artırılması: ceza, korku, düşmanlık, anış (2:196; 4:77; 5:82; 2:200). Olgunluğa erişme de bu pekişmenin tamamlanmış hâlidir (22:5; 12:22).

Kardeş köklerden farkı

  • قويile farkı

    qwy genel kudret/kapasiteyi bildirir; شدد ise gerginliği artırıp işi sıkı tutmayı, uygulamayı tahkim etmeyi gösterir. Biri nitelik (kudret), diğeri o niteliğin gerilimi/pekişmiş derecesi ve icrası.

  • غلظile farkı

    غلظ kalınlık/kabalık ve dokusal sertliği anlatır; شدد ise sıkılık, gerilim ve kararlılıkla zapt etmeyi. Aynı zeminde yan yana gelir ama farklı boyutları taşır.

Anlam alanları · 5

  1. Bağlama ve tahkim

    Bağı, dayanağı veya düzeni sıkıp sağlamlaştırma; desteği gergin bir hâle getirme.

  2. Olgunluk ve kemal eşiği

    İnsanın bedensel/aklî gücünün iyice pekişip yerleştiği dönem.

  3. Sıkı tedip ve amansız uygulama

    Cezanın ve yakalamanın gevşeksiz, bastırıcı biçimde icrası.

  4. Karşılaştırmalı yoğunluk (daha ileri derece)

    Katılık, baskı, korku, düşmanlık ve anış gibi hallerde dereceyi artırma.

  5. Sert tehdit ve doğadaki katı durumlar

    Doğal/askerî güç ve olayların gergin, bastırıcı ve pekişmiş nitelenişi.

Biçimlerin kullanımı

شَدِيد
Sıkılığı/katılığı pekişmiş; bastırıcı ve gevşeksiz nitelik.
أَشَدّ
Karşılaştırmada: daha gergin, daha pekişik, derecesi daha ileri.
أَشُدّ
Kişinin gücünün/direncinin kemale erdiği olgunluk çağı.
شَدَدْ
Sıkmak, pekiştirmek, sağlamlaştırıp tahkim etmek.
ٱشْتَدَّتْ
Kendiliğinden yoğunlaşıp sertleşmek; etkisi artmak.

Güven: Güçlü · incelenen 61 ayetin 36'i açıklandı (%59) · toplam 99 ayetten dengeli örnek

Somut bağlama-sıkma kullanımlarından soyut yoğunluklara geniş ve tutarlı nazâir ağı kuruldu.

Açık soru: 13:13’teki مِحَال’in tam sınırı metin içinden kesinleşmiyor; sadece sıkı karşılık verme bağlamına işaret ediyor.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

48 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:74'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 56Medenî · 43
isim · 56sıfat · 39fiil · 7

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 32

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

أَشَدُّ18شَدِيدُ17أَشَدَّ9شَدِيدٗا9شَدِيدٞ8شَدِيدٖ5أَشُدَّهُ4وَأَشَدَّ2شَدِيدٌ2شِدَادٞ2شَدِيدٍ2أَشُدَّكُم2شَدِيدًا2لَشَدِيدٌ2أَشَدِّ1وَأَشَدُّ1ٱلشَّدِيدَ1وَٱشدُد1أَشُدَّهُٓ1لَشَدِيدُ1لَشَدِيدٞ1ٱشتَدَّت1أَشُدَّهُمَا1ٱشدُد1سَنَشُدُّ1وَشَدَدنَا1شَدِيدِ1فَشُدُّواْ1أَشِدَّآءُ1ٱلشَّدِيدِ1وَشَدَدنَآ1شِدَادٗا1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:74Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildirأَشَدُّ
  2. 2:85Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildirأَشَدِّ
  3. 2:165İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardıأَشَدُّ
  4. 2:191Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescidi Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledirأَشَدُّ
  5. 2:196Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescidi Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidirشَدِيدُ
  6. 2:200Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yokturأَشَدَّ
  7. 2:211İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidirشَدِيدُ
  8. 3:4O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alırشَدِيدٞ
  9. 3:11Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandırشَدِيدُ
  10. 3:56İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim, onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktırشَدِيدٗا
  11. 4:66Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurduوَأَشَدَّ
  12. 4:77Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmezأَشَدَّ
  13. 4:84(Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü, ve cezası daha çetindirأَشَدُّ
  14. 5:2Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescidi Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindirشَدِيدُ
  15. 5:82İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlarأَشَدَّ
  16. 5:98İyi bilin ki Allah, hem cezası çok şiddetli olandır, hem de çok bağışlayıcı, çok merhametlidirشَدِيدُ
  17. 6:124Onlara bir âyet geldiği zaman: "Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz" derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektirشَدِيدُ
  18. 6:152Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştirأَشُدَّهُ
  19. 7:164İçlerinden bir topluluk, "Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diyeشَدِيدٗا
  20. 8:13Çünkü onlar Allah'a ve Resulüne karşı geldiler. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, bilsin ki Allah'ın azabı çok çetindirشَدِيدُ
  21. 8:25Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası şiddetlidirشَدِيدُ
  22. 8:48Şeytan, onlara amellerini güzel gösterdiği zaman, "Bu gün insanlardan size galip gelecek yoktur, ben de size yardımcıyım." demişti. Fakat iki tarafın karşı karşıya geldiği görününce arkasını dönüp kaçtı ve şöyle dedi: "Ben sizden kesinlikle uzağım. Ben sizin göremeyeceğiniz şeyler görüyorum ve ben Allah'dan korkarım. Ayrıca Allah'ın azabı çok çetindirشَدِيدُ
  23. 8:52Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi onlar da Allah'ın âyetlerini tanımadılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden tutuklayıverdi. Çünkü Allah çok kuvvetli ve azabı çok çetin olandırشَدِيدُ
  24. 9:69(Ey münafıklar!) siz de tıpkı kendinizden öncekiler gibisiniz. Oysa onlar sizden daha güçlü, kuvvetli, mal ve evlatça sizden daha varlıklı idiler. Dünya nimetlerinden paylarına düşen kadar zevk sürdüler. Sizden öncekiler kısmetlerine düşen kadarıyla nasıl zevk sürmek istedilerse siz de onlar gibi kısmetinize düşen kadarıyla zevk sürmeye baktınız, siz de sizden önce batağa dalanlar gibi batağa daldınız. İşte bunların dünyada ve ahirette bütün amelleri heder olup gitti ve işte bunlar hep hüsran içinde kalanlardırأَشَدَّ
  25. 9:81Savaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdiأَشَدُّ
  26. 9:97Bedeviler inkâr ve münafıklık bakımından daha beterdirler. Bununla beraber Allah'ın, Resulüne indirdiği (hükümlerin) sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah alîmdir, hakîmdirأَشَدُّ
  27. 10:70Dünyadaki zevkler çabuk biter. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı biz onlara tattıracağızٱلشَّدِيدَ
  28. 10:88Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyeceklerوَٱشدُد
  29. 11:80Lut dedi: "Ne olurdu size karşı bir kuvvetim olsaydı, ya da çok sarp bir yere sığınabilseydimشَدِيدٖ
  30. 11:102İşte Rabbin, zalim memleketleri cezalandırdığı zaman böyle cezalandırır. Çünkü O'nun cezası çok acı, çok çetindirشَدِيدٌ

Bu kök 99 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.