Kök
سلم
Kur'an'da 140 yerde, 126 ayette geçer.
Önerilen okuma
Kur'an içi çıkarımKısaca
Kapıdan biri giriyor ve 'selam' diyor; kimseye zarar yok, güven var. Kur'an'da bu kök önce kusursuz ve zararsız olanı anlatır: alacası olmayan sığır, İbrahim’e dokunmayan ateş. Buradan barış çağrısına ve insanın yüzünü bütünüyle Allah’a çevirmesine uzanır; cennetin dili ve yurdu da budur.
Türkçedeki izi
- selam
- Günlük selam, kimseye zarar vermeme ve iyi dilektir.
- selamet
- Selamet güven içinde olma demek; kökün özü budur.
- İslam
- İslam Allah’a bütünüyle yönelip O’na uyma demek.
Müfessir diliyle
Kök, zarar ve leke bulunmayan güven hâline girmek ve bu hâle uyup bütünüyle yönelmeyi anlatır.
Somut çekirdek: kusursuz/lekesiz olan (2:71), iç dünyası arızasız ‘kalb-i selîm’ (26:89; 37:84) ve zararsız kılınma (21:69). II. bâb, hakkın eksiksiz devri ve güvence altına alma mânası taşır (4:92; 2:233; 8:43). Buradan, çatışmayı bırakma ve saldırmazlık (4:90; 8:61; 47:35; 4:94) ile kişinin yüzünü bütünüyle Allah’a çevirip O’na uyma anlamı açılır (2:112; 3:20; 4:125; 49:14; 37:103; 27:44). Esenlik dileği ve cennet yurdu da bu güven hâlinin dili ve mekânıdır (6:54; 14:23; 16:32; 10:25).
Somuttan soyuta
Önce görülen-somut anlam: kusursuz sığır (2:71), tam ödenen bedel (4:92), zararsız kılınan ateş (21:69). Buradan toplumsal çekişmesizlik (4:90; 8:61) ve kişinin yüzünü bütünüyle Rabbine çevirmesi (2:112; 3:20) ile esenlik hitabına ve yurduna (6:54; 14:23; 10:25) yükselir.
Anlam alanları · 5
Sağlamlık ve kusursuzluk (zararsızlık)
Kusurdan arınmışlık ve zarar dokunmaması; ‘kalb-i selîm’ ve zararsız kılınan durumlar bu ekseni gösterir.
Çekişmesizlik ve saldırmazlık teklifi
Karşı tarafın çatışmayı bırakıp yaklaşması ve buna karşılık vermek; savaş bağlamında saldırmazlık ve uzak durma.
Yüzü bütünüyle İlâh’a çevirmek
Kişinin benliğini Allah’a yöneltip O’na itaatle uyumlanması; bu, imanın içleşmesinden ayırt edilir.
Esenlik duası ve barışçıl hitap
Karşılama ve tebrikte, muhataba zarar gelmeyen iyi hâli dilemek; cennette süreklileşen hâl ve hitap.
Eksiksiz devir ve korumaya alma
Hakkın usulünce ödenmesi/devredilmesi ve Allah’ın koruyup yüz akıyla çıkarışı.
Biçimlerin kullanımı
- سَلَٰم
- Zararın kalktığı güven ve huzur hâli; bu hâli dile getiren karşılama ifadesi.
- مُسْلِم
- Benliğini bütünüyle Allah’a yöneltip O’nun buyruğuna uyan kişi.
- أَسْلَمَ
- Yüzü/kişiliği Allah’a çevirerek tam bir uyum ve itaat altına girmek.
- إِسْلَٰم
- Bu tam yöneliş ve uyum hâli; din adı olarak da geçer (3:19; 5:3).
- سَلَّمَ
- Güvence sağlamak; hakkı usulünce devretmek; muhataba esenlik dilemek.
- مُّسَلَّمَة
- Lekesiz/eksiksiz (2:71); tam ve sorunsuzca ödenmiş/teslim edilmiş (4:92).
Güven: Güçlü · incelenen 66 ayetin 47'i açıklandı (%71) · toplam 127 ayetten dengeli örnek
Ayetler, somut kusursuzluktan toplumsal çekişmesizliğe ve ilahî otoriteye yönelişe kadar tek bir güven/zararsızlık ekseninde birleşiyor.
Açık soru: II. bâbta ‘selamlama’ ile ‘devir/ödeme’ anlamlarının bağının derecesi ve ‘سُلَّم’ (merdiven) ile kökün eksenine temas açıklığı bu okuma dışında kalabilir.
Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 68
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
Geçtiği ayetler · ilk 30
- 2:71Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır". Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardıمُسَلَّمَةٞ
- 2:112Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değillerأَسلَمَ
- 2:128Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensinمُسلِمَينِ
- 2:131Rabbi ona, "İslâm ol!" emrini verince, o "Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum." dediأَسلِم
- 2:132Bu dini İbrahim, kendi oğullarına vasiyyet etti, Yakub da öyle yaptı: "Ey oğullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah seçti, başka dinlerden uzak durun, yalnızca müslüman olarak can verin!" dediمُّسلِمُونَ
- 2:133Yoksa siz de olaya şahit mi oldunuz; Yakub'a ölüm hali gelip çattığı zaman, oğullarına; "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" dediği zaman, oğulları; "Senin Allah'ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Allah'ına, tek olan o Allah'a ibadet edeceğiz. Biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız." dedilerمُسلِمُونَ
- 2:136Deyiniz ki, "Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarızمُسلِمُونَ
- 2:208Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandırٱلسِّلمِ
- 2:233Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellefolur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görürسَلَّمتُم
- 3:19Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendirٱلإِسلَٰمُ
- 3:20Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendirأَسلَمتُ
- 3:52İsa onların inkârlarını hissedince: "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah'a iman ettik. Şahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız." dedilerمُسلِمُونَ
- 3:64De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarızمُسلِمُونَ
- 3:67İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildiمُّسلِمٗا
- 3:80Ve O size: "Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin." diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder miمُّسلِمُونَ
- 3:83Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdirأَسلَمَ
- 3:84De ki: "Allah'a, bize indirilen (Kur'ân)e, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz, biz O'na teslim olmuşlarızمُسلِمُونَ
- 3:85Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktırٱلإِسلَٰمِ
- 3:102Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verinمُّسلِمُونَ
- 4:65Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlarوَيُسَلِّمُواْ
- 4:90Ancak o kimselere dokunmayın ki, sizinle aralarında anlaşma olan bir kavme sığınmış bulunurlar. Yahut ne sizinle, ne de kendi kavimleriyle savaşmayı gönüllerine sığdıramayıp tarafsız olarak size gelmişlerdir. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı, onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak dururlar, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse, Allah, sizin için onlar aleyhine bir yol vermemiştirٱلسَّلَمَ
- 4:91Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdikٱلسَّلَمَ
- 4:92Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir)مُّسَلَّمَةٌ
- 4:94Ey İman edenler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman, mümini kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının menfaatini gözeterek, "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında çok ganimetler var. İslâm'a ilk önce girdiğiniz zaman siz de öyle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun için iyice araştırın. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardırٱلسَّلَٰمَ
- 4:125İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştiأَسلَمَ
- 5:3Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendirٱلإِسلَٰمَ
- 5:16Allah o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevk ederٱلسَّلَٰمِ
- 5:44İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat'ı, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah'ın kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridirأَسلَمُواْ
- 5:111Hani Havarilere: " Bana ve Resulüme iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar da: "İman ettik, bizim şüphesiz müslümanlar olduğumuza şahit ol" demişlerdiمُسلِمُونَ
- 6:14De ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan başka dost mu tutayım?" "Ben İslâm olanların ilki olmakla emrolundum" de ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olmaأَسلَمَ
Bu kök 126 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.