Kök

سحر

Kur'an'da 63 yerde, 59 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Bir meydanda ipler yılan gibi kıpırdıyor, herkes korkuyor. Bu kök, gözleri şaşırtıp gerçeği başka gösterme ve böylece insanı yönlendirme demek. Sonra bu sözü vahye ve elçilere yapıştırırlar, “bu hile” derler; en sonda da genel bir saptırılma anlamına kayar.

Türkçedeki izi

sihir
Algıyı şaşırtma ve göz boyama anlamını taşır.
sihirbaz
Sihir yapan kişi için kullanılır.
seher
Tan yeri ağarmadan önceki zaman, aynı kökten.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileملا(ileri gelenler, eşraf)

    mlA, nüfuzlu ileri gelen topluluk. sHr ise algıyı bozan hile ya da buna vurulan etiket. Kısacası mlA grup, sHr yafta ve göz boyama.

    • 27:13Burada “apaçık bir sihirdir” diyerek sHr yaftası atılır.
    • 7:109Burada ileri gelenler konuşur ve ‘sihirbaz’ der; mlA görünür.
  • bu kökileملل(millet, din)

    mll, ortak ve yerleşik yol anlamı taşır. sHr, anlık yanıltmayla yoldan saptırma izlenimi verir. Kısacası mll yol, sHr saptırma.

    • 6:7Vahye ‘apaçık bir sihir’ denir; sHr yaftasıdır.
    • 7:88‘Dinimize dönersiniz’ ifadesi mll, yerleşik yolu anlatır.
  • bu kökileغلب(galip, galebe)

    glb, gerçekten üstün gelmek demek. sHr, kısa süreli göz boyama ve üstünlük iddiasıdır. Kısacası glb sonuç, sHr numara.

    • 20:69Söz, büyücü tuzağının boşa çıktığını söyler; sHr düşer.
    • 7:113Sihirbazlar ‘galip gelirsek’ der; glb sonuç üstünlüğüdür.

Müfessir diliyle

Gizli düzenle algıyı saptırıp görüleni başka gösterme; bununla insanları yönlendirme.

Somut olarak gözlere etki edip hareket vehmettirme, ürkütme ve şaşırtma anlatılır (7:116; 20:66). Bu yüzden inkârcılar, gelen apaçık delilleri de böyle bir hile sayıp yafta olarak kullanırlar (6:7; 5:110; 46:7). Pasifte, algısı bastırılmış/şaşırtılmış kimse ithamı görülür (17:47; 25:8).

Somuttan soyuta

Önce duyusal yanılsatma ve el çabukluğu (7:116; 20:66), sonra bu imaj bozucu etiketi vahye ve elçilere yapıştırma (5:110; 6:7; 38:4), en sonda da genel bir ‘saptırılma’ manası (23:89).

Kardeş köklerden farkı

  • ملاile farkı

    mlA toplumsal nüfuz sahibi zümreyi bildirir; sHr ise algıyı bozarak yönlendiren hile veya bunun ithamıdır. Aynı ayette, söz üreten grup (mlA) bu yaftayı kullanır (sHr).

  • مللile farkı

    mll yerleşik, paylaşılan yol/öğretiyi (dini çizgi) ifade ederken; sHr anlık/yanıltıcı etkiyle hakikatten saptırmayı ve buna dair damgayı anlatır.

  • غلبile farkı

    glb fiilî üstün gelmeyi, sonucu belirleyen galebeyi anlatır; sHr ise algı üzerinden kurulan hileli üstünlük iddiasıdır ve akıbeten boşa çıkar (10:81; 20:69).

Anlam alanları · 5

  1. Duyusal yanılsatma

    Gözleri etkileyip nesneleri olduğundan başka gösteren düzen; korkutma ve aldatma eşlik eder.

  2. Vahye karalama etiketi

    Açık deliller ve kitap için kullanılan yafta; ‘gördüğünüz şey hiledir’ demeye gelir.

  3. İtham: uygulayıcı ve etkilenmiş

    Elçiler ‘uygulayıcı’ diye damgalanır; elçi veya topluluk için ‘algısı bozulmuş’ ithamı yapılır.

  4. Zarar veren öğreti/amel

    Öğretilip öğrenilen, toplumsal/sosyal zarar için kullanılan gizli düzen; asıl hedef saptırmadır.

  5. Seher vakti

    Tan ağarmadan önceki geçit zamanı; bağışlanma ve kurtuluşla anılır.

Biçimlerin kullanımı

سِحْر
Algıyı saptıran düzen/amel; ayrıca ilahî delile yapıştırılan karalama etiketi.
سَٰحِر
Bu düzeni kuran/uygulayan kimse; çoğu bağlamda ithamdır.
مَّسْحُور
Algısı bastırılmış/şaşırtılmış olduğu ileri sürülen kimse.
مُسَحَّرِين
Tekraren etkilenmiş/dizginlenmiş olduğu iddia edilenler; yoğun itham.
سَحَر
Tan yeri ağarmadan önceki vakit; arınma ve kurtuluşun zamanı.
سَحَّار
Bu işte ileri derecede usta, çok yapan uygulayıcı.

Güven: Güçlü · incelenen 59 ayetin 30'i açıklandı (%51)

Ayetler, hem duyusal yanılsama hem de karalama etiketi anlamını tekrar eden geniş ve açık bir korpüs sunuyor.

Açık soru: Seher vakti ile algı yanılsaması arasındaki köken bağını metnin içinden kesinlemek güç; iki kol aynı kökte buluşuyor olabilir.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

27 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:102'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 55Medenî · 4
isim · 60fiil · 3

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 37

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

سِحرٞ12ٱلسَّحَرَةُ7ٱلسِّحرَ4لَسَٰحِرٌ2سَٰحِرٍ2مَّسحُورًا2ٱلسَّاحِرُ2ٱلمُسَحَّرِينَ2سَٰحِرٞ2بِٱلأَسحَارِ1سَحَرُوٓاْ1بِسِحرٍ1لِّتَسحَرَنَا1لَسَٰحِرٞ1لَسِحرٞ1أَسِحرٌ1ٱلسَّـٰحِرُونَ1ٱلسِّحرُ1مَّسحُورُونَ1مَسحُورٗا1بِسِحرِكَ1بِسِحرٖ1لَسَٰحِرَٰنِ1بِسِحرِهِمَا1سِحرِهِم1سَٰحِرٖ1ٱلسِّحرِ1تُسحَرُونَ1بِسِحرِهِ1سَحَّارٍ1ٱلسَّحَرَةَ1سِحرَانِ1وَبِٱلأَسحَارِ1سَٰحِرٌ1سَاحِرٌ1أَفَسِحرٌ1بِسَحَرٖ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:102Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydiٱلسِّحرَ
  2. 3:17O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür)بِٱلأَسحَارِ
  3. 5:110Allah şöyle diyecektir: "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'lKudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştumسِحرٞ
  4. 6:7Eğer sana kağıtta yazılı bir kitap indirmiş olsak da onu elleriyle tutsalardı, yine de o kâfirler: "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir" derlerdiسِحرٞ
  5. 7:109Firavun'un kavminden ileri gelenler, "Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır." dedilerلَسَٰحِرٌ
  6. 7:112Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinlerسَٰحِرٍ
  7. 7:113O sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek bize muhakkak mükâfat var değil mi?" dedilerٱلسَّحَرَةُ
  8. 7:116Musa, "Siz atın" dedi. Atacaklarını atınca herkesin gözünü büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Doğrusu büyük bir sihir gösterdilerسَحَرُوٓاْ
  9. 7:120Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılarٱلسَّحَرَةُ
  10. 7:132Ve sen büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz," dedilerلِّتَسحَرَنَا
  11. 10:2İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: "Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dedilerلَسَٰحِرٞ
  12. 10:76Kendilerine tarafımızdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir." dedilerلَسِحرٞ
  13. 10:77Musa dedi ki, "Size hak gelince, ona böyle mi diyorsunuz? Bu sihir midir?" Halbuki sihirbazlar iflah olmazlarأَسِحرٌ
  14. 10:79Firavun da: "Bana bütün bilgili sihirbazları toplayıp getirin!" dediسَٰحِرٍ
  15. 10:80Sihirbazlar gelince, Musa onlara: "Ortaya ne atacaksanız atın!" dediٱلسَّحَرَةُ
  16. 10:81Onlar ortaya atınca Musa dedi ki, "Sizin yaptığınız şey sihirdir. Muhakkak ki, Allah onu iptal edecektir. Şüphe yok ki, Allah fesatçıların işlerini düze çıkarmazٱلسِّحرُ
  17. 11:7O, öyle bir Allah'dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara "öldükten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir." diyeceklerسِحرٞ
  18. 15:15Gözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derlerمَّسحُورُونَ
  19. 17:47Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini biz çok iyi bilirizمَّسحُورًا
  20. 17:101Andolsun biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) İsrailoğullarına sor, Musa kendilerine geldiğinde Firavun ona: "Ey Musa! Ben senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum" demiştiمَسحُورٗا
  21. 20:57(Firavun Musa'ya şöyle) dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bizeبِسِحرِكَ
  22. 20:58O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle sana geleceğiz (karşına çıkacağız); şimdi bizimle senin aranda bir vakit ve bir buluşma yeri tayin et ki; ne senin, ne bizim caymayacağımız uygun bir yer olsunبِسِحرٖ
  23. 20:63(Sihirbazlar daha sonra Musa ve Harun'u göstererek şöyle) dediler: "Bu ikisi muhakkak sihirbazdır; büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve de örnek dininizi yok etmek istiyorlarلَسَٰحِرَٰنِ
  24. 20:66Musa dedi ki: "Hayır, siz atın." Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi geldiسِحرِهِم
  25. 20:69Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamazسَٰحِرٖ
  26. 20:70Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dedilerٱلسَّحَرَةُ
  27. 20:71Firavun: "Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? O, muhakkak size sihir öğreten büyüğünüzdür. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. Böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dediٱلسِّحرَ
  28. 20:73Doğrusu biz hem günahlarımıza, hem bizi zorladığın sihre karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik. Allah (sevabça senden) daha hayırlı ve (azab verme bakımından da) daha devamlıdırٱلسِّحرِ
  29. 21:3Kalbleri hep eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınızٱلسِّحرَ
  30. 23:89(Bunlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?" deتُسحَرُونَ

Bu kök 59 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.