Kök

قلل

Kur'an'da 76 yerde, 74 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

Rüzgârlar ağır bir bulutu taşır, ölçüyü yüküne göre ayarlar gibi. Mesela Kur’an bu kökle çoğu kez azı anlatır: sayının, payın, sürenin ve gücün küçülmesi. Yani işin ucunda şükür azalır, düşünme seyrekleşir; bazen de Allah bir topluluğu gözde küçük gösterir.

Müfessir diliyle

Ölçüde küçülme ve sınırlılık: sayı, miktar, pay veya süreyi düşük düzeyde bildirmek yahut bunu yapmak.

Kökte iki ana damar görülür: olguyu sınırlı düzeyde bildirmek (sayı, miktar, süre) ve bu düzeyi azaltmak ya da az gösterme etkisi (8:43-44). Bedel/pay küçüklüğü (2:41, 3:77, 5:44, 16:95), sürenin kısalığı (23:40, 33:16), sayıca sınırlılık (2:246, 11:40, 56:14) ve bilinç/şükür gibi niteliklerde düşük seyre delalet eder (7:3, 67:23). Karşılaştırmalı biçim de daha düşük ölçüyü bildirir (18:39, 72:24).

Somuttan soyuta

Duyusal başlangıç, rüzgârların ağır bulutu yüklenip taşımasıdır (7:57); ölçü ve yük üzerinden somut bir sahne. Buradan miktar, sayı ve müddetin küçülmesine; ardından şükür ve tezekkür gibi soyut fiillerde düşük sıklığa uzanır (67:23, 7:3).

Anlam alanları · 5

  1. Sayı bakımından sınırlı topluluk

    İnsan/tebaa çoğunluğa nispetle dar bir kesim olarak zikredilir; istisnaî küçük grup vurgulanır.

  2. Bedel ve payın düşüklüğü

    Değer, pay veya rızıkta küçük karşılıklar; değiş tokuşta kıymetin düşürülmesi.

  3. Sürenin kısalığı ve geçicilik

    Menfaat veya mühletin kısa oluşu; bekleyişin/zevkin çabuk tükenmesi.

  4. Azaltma ve algıda küçültme

    Karşı tarafın gözünde sayı/kuvveti küçük gösterme; imtihan sahnesinde ölçüyü düşürme.

  5. Derece ve sıklıkta düşüklük

    Şükür, tezekkür ve gece kıyamı gibi fiillerin düşük sıklık/derecede gerçekleşmesi.

Güven: Orta · incelenen 61 ayetin 37'i açıklandı (%61) · toplam 74 ayetten dengeli örnek

Kullanımlar yaygın ve tutarlı olsa da 7:57’deki ‘taşıma’ sahnesinin kökle bağı tekil bir örnekle kuruluyor.

Açık soru: ‘Aqallat’ anlamının ‘azaltmak’tan türeyen bir ‘yüklenip kaldırma’ mecazı mı yoksa ayrı bir fiil gövdesi mi olduğu metinden kesinleşmiyor.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

33 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:41'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 42Medenî · 32
isim · 45sıfat · 28fiil · 3

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 14

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

قَلِيلٗا44قَلِيلًا11قَلِيلٞ7وَقَلِيلٞ3قَلِيلٖ2فَقَلِيلٗا1قَلِيلَةٍ1قَلَّ1أَقَلَّت1وَيُقَلِّلُكُم1قَلِيلٌ1أَقَلَّ1قَلِيلُونَ1وَأَقَلُّ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:41Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkunقَلِيلٗا
  2. 2:79Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır." derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlaraقَلِيلٗا
  3. 2:83Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuzقَلِيلٗا
  4. 2:88(Yahudiler, peygamberimize karşı alaylı bir ifade ile): "Bizim kalblerimiz kılıflıdır." dediler. Bilakis Allah, onları kâfirlikleri yüzünden lanetledi. Bundan dolayı çok az imana gelirlerفَقَلِيلٗا
  5. 2:126Ve o vakit İbrahim "Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır" diye yalvardı. Allah buyurdu ki: "küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktırقَلِيلٗا
  6. 2:174Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardırقَلِيلًا
  7. 2:246Baksana, İsrail oğullarının Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gönder de Allah yolunda savaşalım..." dediler. O da: "Size savaş farz kılınırsa, acaba yapmamazlık eder misiniz?" dedi. Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan ayrıldığımız halde Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Bunun üzerine savaş kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı hariç, yüz çevirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilirقَلِيلٗا
  8. 2:249Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdirقَلِيلٗا
  9. 3:77Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardırقَلِيلًا
  10. 3:187Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemiyeceksiniz." diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdürقَلِيلٗا
  11. 3:197Bu, az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orasıقَلِيلٞ
  12. 3:199Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirileneAllah'a boyun eğerek inanırlar. Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmezler. Onların mükafatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendirقَلِيلًا
  13. 4:7Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedirقَلَّ
  14. 4:46Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, "Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "İşittik ve itaatettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezlerقَلِيلٗا
  15. 4:66Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurduقَلِيلٞ
  16. 4:77Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmezقَلِيلٞ
  17. 4:83Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınızقَلِيلٗا
  18. 4:142Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlarقَلِيلٗا
  19. 4:155Verdikleri sözden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve "kalblerimiz kılıflıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik). Doğrusu Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlarقَلِيلٗا
  20. 5:13Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları severقَلِيلٗا
  21. 5:44İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat'ı, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah'ın kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridirقَلِيلٗا
  22. 7:3(Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuzقَلِيلٗا
  23. 7:10Doğrusu Biz sizi yeryüzünde, yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuzقَلِيلٗا
  24. 7:57Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınızأَقَلَّت
  25. 7:86Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuşturقَلِيلٗا
  26. 8:26Düşünün ve hatırlayın o zamanları ki, hani bir vakitler siz yeryüzünde güçsüzdünüz, hor görülen bir azınlıktınız. İnsanların sizi hırpalamasından korkuyordunuz, öyle iken O, sizi barındırdı ve sizi yardımıyla destekleyip güçlendirdi ve şükretmeniz için temizlerinden rızık verdiقَلِيلٞ
  27. 8:43Hani o vakitler Allah sana uykunda (rüyanda) onları az gösteriyordu. Eğer Allah sana onları kalabalık gösterseydi korkacaktınız ve savaş konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz. Fakat Allah böyle bir şeyden sizi uzak tuttu. Çünkü O, gönüllerde yatanı da bilirقَلِيلٗا
  28. 8:44Ve işte onlarla karşılaştığınız vakit onları sizin gözünüze az gösteriyordu, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Çünkü Allah o mukadder olan işi yerine getirecekti. Bütün işler Allah'a döndürülürقَلِيلٗا
  29. 9:9Allah'ın âyetlerini az bir çıkara değiştirdiler de Allah yolundan engellediler. Gerçekten de bunlar ne fena şeyler yapageldilerقَلِيلٗا
  30. 9:38Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda cihada çıkın." denilince olduğunuz yere yığılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına razı mı oldunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birşeydirقَلِيلٌ

Bu kök 74 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.