Kök
نبذ
Kur'an'da 12 yerde, 12 ayette geçer.
Mekkî · 8Medenî · 4
fiil · 12
Yoldaş kökler
Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.
Aldığı yüzler · 11
Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.
فَنَبَذنَٰهُم2نَّبَذَهُ1نَبَذَ1فَنَبَذُوهُ1فَٱنبِذ1ٱنتَبَذَت1فَٱنتَبَذَت1فَنَبَذتُهَا1فَنَبَذنَٰهُ1لَنُبِذَ1لَيُنبَذَنَّ1
Geçtiği ayetler
- 2:100O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardırنَّبَذَهُ
- 2:101Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılarنَبَذَ
- 3:187Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemiyeceksiniz." diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdürفَنَبَذُوهُ
- 8:58Eğer bir kavmin, sözleşmeye aykırı bir hainlik yapmasından korkarsan, savaştan önce aynı şekilde antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah hainleri sevmezفَٱنبِذ
- 19:16(Ey Muhammed!) Kur'ân'daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmiştiٱنتَبَذَت
- 19:22Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildiفَٱنتَبَذَت
- 20:96Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dediفَنَبَذتُهَا
- 28:40Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice olduفَنَبَذنَٰهُم
- 37:145Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardıkفَنَبَذنَٰهُ
- 51:40Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyorduفَنَبَذنَٰهُم
- 68:49Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktıلَنُبِذَ
- 104:4Hayır, andolsun ki, o hutame (cehennem)ye atılacaktırلَيُنبَذَنَّ
Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.