Kök

صلح

Kur'an'da 180 yerde, 170 ayette geçer.

Önerilen okuma

Kur'an içi çıkarım

Kısaca

İki komşu kavga ediyor; biri araya girip barıştırıyor. Kur’an’da bu kök, bozulmuş bağı ve işi düzeltmek demek: önce arayı onarmak (2:224; 8:1), bazen bedensel uygunluğu sağlamak da olur (21:90), sonra kişinin hâlini ve yaptığını yerli kılmaya uzanır (47:2; 35:10). Mealler “yararlı” dese de vurgu, bozulanı düzeltmektir.

Türkçedeki izi

ıslah
Islah onarma ve düzeltme demektir; kökle doğrudan bağlı.
islahat
Islahat topluca düzeltme ve düzenleme anlamındadır; aynı kökten.
salih
Salih yerinde ve düzgün olan kişi ya da iş demektir; bu kökten.

Tanıdık kelimelerle kıyas

  • bu kökileعمل(amel, iş)

    Amel, işin yapılmasını söyler. Islah, işin ve ilişkinin doğru ve yerinde olmasını anlatır. Kısacası amel yapmak, ıslah düzeltmek.

    • 47:2Burada ıslah var: “durumlarını düzeltir” onarmayı anlatır.
    • 2:25Burada ‘amel’ işin yapılmasını bildirir; ‘yararlı’ nitelemesi ıslahı ekler.
  • bu kökileتحت(alt, altında)

    Alt mekânı gösterir. Islah nitelik ve düzeni anlatır. Kısacası alt nerede, ıslah nasıl.

    • 8:1Burada ıslah var: “aranızı düzeltin” ilişkiyi onarır.
    • 4:57Burada ‘altlarından ırmaklar’ mekânı anlatır.
  • bu kökileجري(cereyan, akış, cerayan etmek)

    Cereyan akışı ve hareketi anlatır. Islah doğru hâle getirmeyi anlatır. Kısacası cereyan akar, ıslah onarır.

    • 35:10Burada ıslah var: “salih amel” işin yerinde oluşudur.
    • 10:9Burada ‘ırmaklar akar’ akışı anlatır.

Müfessir diliyle

Bozulanı gidermek ve ilişki-durumları sağlam, düzgün, amacına uygun hâle getirmek.

Kök, sürekli olarak فساد’ın karşıtıdır; kendini مُصْلِح/مُفْسِد zıtlığında ve “لا يُصْلِحُونَ” vurgusunda gösterir (2:11; 27:48). Somut barıştırma ve arayı düzeltmeden (2:224; 4:114; 8:1; 4:128), bireysel hâl ve şartların onarılmasına (47:2; 47:5), eylemin niteliğini doğru ve yerli kılmaya kadar uzanır: عمل غير صالح/عمل صالح (11:46; 9:102; 35:10). Bazı yerlerde fizikî/yaratılış bakımından uygunluk da taşır: “أصلحنا له زوجه” (21:90), “آتاهما صالحًا” (7:190).

Somuttan soyuta

Önce somut onarım ve uzlaşma: صُلْح/إصلاح بينهما (4:128), ardından bedenî/işlevsel düzeltme: أصلحنا له زوجه (21:90) ve ardından toplumsal-moral sahaya genişler: أصلحوا ذات بينكم; العمل الصالح (8:1; 35:10).

Kardeş köklerden farkı

  • عملile farkı

    عمل eylemin gerçekleşmesini bildirir; صلح ise eylem ve ilişkilerin düzgün/yerli olmasını yahut bozuğu onarmayı niteler. Bu yüzden عمل صالح/غير صالح ayrımı mümkündür (eylem var ama uygunluğu değişir).

  • تحتile farkı

    تحت mekânsal bir ‘alt’ bağı kurar; صلح ise uygunluk/onarma yükü taşır. Aynı ayette biri mekânı, diğeri nitelik/yerindeliği bildirir.

  • جريile farkı

    جري akış ve hareketi anlatır; صلح nitelik ve düzen kurmayı. Birlikte geçtiğinde akış mekânı betimlerken, صلح amel ve hâlin doğruluğunu belirtir.

Anlam alanları · 5

  1. Toplumsal arayı düzeltme/uzlaşma

    Kişiler arası gerilimi giderip bağı yerli hâle koymak: إصلاح/صلح beyne’n-nâs.

  2. Bireysel hâlin onarılması

    Kişinin genel durumu/ruh-hâli ve şartlarının düzeltilmesi.

  3. Somut/yaratılış bakımından uygunluk

    Fizikî veya yaratılışsal düzgünlük/işlevsellik.

  4. Nitelikli kişi (صالح/صالحون)

    Düzenle uyumlu, bozuğu onarma iradesi taşıyan kimseler.

  5. Yerinde/sağlam eylem (العمل الصالح)

    Eylemin yalnız gerçekleşmesi değil, doğru ölçüde ve yerinde oluşu.

Biçimlerin kullanımı

أَصْلَحَ
Düzeltmek, onarmak, uygun hâle getirmek; barışı/aranın düzelmesini sağlamak (8:1; 21:90).
مُصْلِح
Bozuğu gideren, düzen kuran; مُفْسِد’in karşıtı (2:11; 11:117).
صُلْح
Karşılıklı uzlaşma/antlaşma; arayı düzeltme biçimi (4:128).

Güven: Güçlü · incelenen 62 ayetin 22'i açıklandı (%35) · toplam 170 ayetten dengeli örnek

Kök çok sayıda bağlamda sürekli فساد karşıtı, uzlaştırma/onarma ve uygunluk ekseninde tutarlı biçimde kullanılıyor.

Açık soru: 7:190’daki “صالحًا” çocuğun ‘sağlam/iyi’ oluşunu mı yoksa başka bir uygunluğu mu anlattığı bağlama göre yoruma açıktır.

Bu okuma Arapça metinden ve kökün geçtiği ayetlerden çıkarıldı; meal yalnızca yardımcı olarak kullanıldı. Ayete dayanmayan iddialar otomatik silindi. Ayetlere tıklayıp kendin tart.

Kur'an'daki izi

54 sûreye yayılıyor; mushaf sırasında ilk kez 2:11'de.

FâtihaNâs
Mekkî · 110Medenî · 60
isim · 136fiil · 30özel isim · 9sıfat · 5

Yoldaş kökler

Aynı ayetlerde bu kökle en sık birlikte geçenler. Bu bir istatistiktir, eş anlam iddiası değildir — farkı ders ortaya koyar.

Aldığı yüzler · 43

Aynı üç harf, bu kadar farklı kelime veriyor. Anlam ailesi burada görünür — sözlük anlamıdır, hüküm değildir.

ٱلصَّـٰلِحَٰتِ59صَٰلِحٗا31ٱلصَّـٰلِحِينَ19وَأَصلَحَ6صَٰلِحًا5وَأَصلَحُواْ4ٱلصَّـٰلِحُونَ3صَٰلِحِينَ3فَأَصلِحُواْ3مُصلِحُونَ2إِصلَٰحٗا2وَٱلصَّـٰلِحِينَ2إِصلَٰحِهَا2يَٰصَٰلِحُ2وَأَصلِح2ٱلمُصلِحِينَ2صَٰلِحٌ2صَٰلِحٖ2بِٱلصَّـٰلِحِينَ2صَلَحَ2ٱلصَّـٰلِحَٰتُ2يُصلِحُونَ2فَأَصلَحَ1إِصلَاحٞ1ٱلمُصلِحِ1وَتُصلِحُواْ1وَأَصلَحَا1فَٱلصَّـٰلِحَٰتُ1إِصلَٰحِ1يُصلِحَا1صُلحٗا1وَٱلصُّلحُ1تُصلِحُواْ1وَأَصلِحُواْ1يُصلِحُ1ٱلإِصلَٰحَ1وَأَصلَحُوٓاْ1وَأَصلَحنَا1يُصلِح1ٱلصَّـٰلِحُ1

Geçtiği ayetler · ilk 30

  1. 2:11Hem onlara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın." denildiğinde: "Biz ancak ıslah edicileriz." derlerمُصلِحُونَ
  2. 2:25İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklarٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  3. 2:62Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdirصَٰلِحٗا
  4. 2:82İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlarٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  5. 2:130İbrahim'in milletinden, kendine kıyan beyinsizden başka kim yüz çevirir? Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, hiç şüphesiz o, ahirette de iyilerden biridirٱلصَّـٰلِحِينَ
  6. 2:160Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederimوَأَصلَحُواْ
  7. 2:182Her kim de vasiyet edenin, bir hata işlemesinden veya bir günaha girmesinden endişe eder de tarafların arasını düzeltirse, ona bir vebal yoktur. Şüphesiz ki, Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidirفَأَصلَحَ
  8. 2:220Dünya ve ahiret hakkında (düşünürsünüz.) Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder. Eğer Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirإِصلَاحٞ
  9. 2:224Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah'ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her şeyi işitir ve bilirوَتُصلِحُواْ
  10. 2:228Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidirإِصلَٰحٗا
  11. 2:277İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlarٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  12. 3:39Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." diye ünledilerٱلصَّـٰلِحِينَ
  13. 3:46Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktırٱلصَّـٰلِحِينَ
  14. 3:57İman edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmezٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  15. 3:89Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler başka. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendirوَأَصلَحُواْ
  16. 3:114Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandırٱلصَّـٰلِحِينَ
  17. 4:16Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edendirوَأَصلَحَا
  18. 4:34Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktürفَٱلصَّـٰلِحَٰتُ
  19. 4:35Eğer karıkoca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem erkeğin tarafından, bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah karıkoca arasındaki dargınlık yerine geçim verir. Şüphesiz ki Allah hakkıyla bilendir, her şeyin aslından haberdardırإِصلَٰحٗا
  20. 4:57İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağızٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  21. 4:69Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştırوَٱلصَّـٰلِحِينَ
  22. 4:114Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükafat vereceğizإِصلَٰحِ
  23. 4:122İman edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. Allah'dan daha doğru sözlü kim olabilirٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  24. 4:124Erkek veya kadın, kim mümin olur da güzel amellerden işlerse, işte onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlarٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  25. 4:128Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardırيُصلِحَا
  26. 4:129Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidirتُصلِحُواْ
  27. 4:146Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektirوَأَصلَحُواْ
  28. 4:173İnanıp güzel işler yapanlara gelince, onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah'a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar Allah'dan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardırٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  29. 5:9Allah, iman edenlere ve salih amel işleyenlere şöyle vaad etmiştir: Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardırٱلصَّـٰلِحَٰتِ
  30. 5:39Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendirوَأَصلَحَ

Bu kök 170 ayette geçiyor; ilk 30 tanesi gösteriliyor.

Kök ve kelime çözümlemesi Quranic Arabic Corpus'tan (GNU GPL). NÛR burada anlam yorumu yapmaz.